Dünya’nın Karakter Analizi

Seyahat ederken işinizi kolaylaştırmak için bilmeniz gereken tüyolardan biri de gittiğiniz yerdeki insanların kültürleri ve alışkanlıklarıdır. Bana sorarsanız bir yeri en iyi şekilde tanıyabilmenin tek yolu yalnız seyahat etmek, gittiğiniz yerde lokal birinin evinde barınmak ve onlarla 7/24 beraber olmaktan geçer. Benim onlarca ülke gezmiş olmam yanındaki artım, Miami’de yaşarken bütün milletlerden arkadaş edinmem ve değişik milletlerle beraber seyahat etmem oldu.

Kim olursa olsun herkese saygı duymak zorundayız. Düşünün adam en az 300 yıldır aynı şeyi yapıyorsa, sizin kalkıp o hareketi yargılamanız hiç etik olmaz. Yargılamadan yaşamak biz Türkler için büyük bir olay biliyorum ama eğer amacınız başka bir ülkede yaşamak ya da layıkı ile seyahat etmek ise bu alışkanlığınızı hemen bırakmanızda yarar var. Veya şöyle söyleyeyim ya başka bir milletten biri Türkler için ‘gülümsemeyi ve teşekkür etmeyi bilmiyorlar, çok kabalar.’ dese nasıl hissedersiniz? Kalk da şimdi bizim Türkiye’de tanımadığı insanlara gülümseyen kadınların cinsel ilişki istediğini düşünen insanlarla yaşadığımızı anlat!

Kimse kimsenin geçmiş deneyimlerini, öğrenilmiş çaresizliklerini, içinde bulunduğu koşulları bilemez. Unutmayın her konuda olduğu gibi ‘doğru’ bir ilizyondur, nereden baktığınıza göre değişir. O yüzden her hangi bir yargıda bulunmadan önce empati yapmayı deneyin! İşe yarayacağını göreceksiniz.

dunya_1

Şimdi sizlere tamamen yaşadığım deneyimlere dayanarak, yargılamadan bazı kültürlerin özelliklerini tanıtacağım;

İsviçreliler

İsviçreliler, iflah olmaz dakiklerdir. Buluşma noktasına 2 dakika geç gelen en yakın arkadaşlarını bile ortada bırakıp, anında gidebilirler. Paraya çok önem verirler. Asla size bir şey almaz, sizin onlar için para ödemenizi kabul etmezler. Çok disiplinlidirler. Nüfusun çoğu çalışan ya da öğrenci olduğu için saat 21:00 olmadan yatarlar. Türklere kıyasla, aile kavramı vıcık vıcık değildir. Bireyler, erken yaşlarda ailelerinin evinden taşınıp, yalnız yaşamaya başlar. 18 yaşına kadar tanıştığınız İsviçrelilerin ingilizcelerini beğenmemiş olabilirsiniz. Buna rağmen özgüvenleri tavandır. Ancak 18 yaşını aşıp akıcı bir ingilizce ile konuşmayan birini bulmak hayaldir. Çocukluktan beri inanılmaz milliyetçi yetiştirilirler. Bu yüzden İsviçrelilerin çoğuna göre dünyadaki en güzel ülke kendilerininkidir.

Kendilerine olan yeterliliklerinden dolayı asla ilk adımı atıp sizin yanınıza gelip arkadaş olmazlar. Geçim seviyesi çok yüksektir. Geneli çok iyi kayak yapar, lüks alışverişe bayılır, bol bol seyahat eder, nereye giderlerse gitsinler sonunda ülkelerine dönerler.

Japonlar

Japonlar, Amerika hayaliyle büyür, geneli çok güler yüzlüdür ama bu güler yüzün arkasında sakladıkları öfkeleri büyüktür. İçlerinde sorunlu bireylerdir. Çabuk öfkelenirler ve öfkelerini kontrol etmede başarısızdırlar. Ancak Japonya’da asla toplu katliamlar, cinayetler göremezsiniz. Onların tek derdi kendileriyledir. Onurları için yaşarlar ve yapabilecekleri en hunharca şey intihar etmektir.

Eğer iyi giyimli bir Asyalı görürseniz, hiç düşünmeden onun Japon olduğunu söyleyebilirsiniz. Lüks restoranlara gitme, ünlü markalardan alışveriş yapma gibi takıntıları vardır. Çünkü ülkelerinde insanlar, görünüşleri ile değerlendirilir. Genelde erken yaşlarda evlenirler. Kendilerine güvenleri tamdır. Teknolojiyi çok iyi kullanırlar. Hatta internette ne nerede her şey onlardan sorulur.

Amerikalılar

Sıcak kanlılıktan çok özgüvenlerinden dolayı hemen yanınıza gelip konuşmaya başlarlar. Hal hatır sorma, teşekkür etme, özür dilemeyi insan olmanın gereği olarak görürler. Yeni kültürlere, yeniliklere meraklıdırlar. Yeni yerlerde yaşamaya da bayılırlar.

Çok bilinmese de geneli iki işte birden çalışır. Sağlık sistemleri çok kötüdür. Hastaneye gitmek onlar için iflas etmekle aynıdır. (Ben de bundan nasibimi aldım ve elimi kestiğimde 1500$ ödedim.) Yasalar, bir kişiyi, orijin ırkı ne olursa olsun, Amerikalı olmuş ise korur. Onun dışında kimse umurlarında değildir. Öyle herkese adalet, eşitlik yalandır. Suça maruz kalan bir çok turist veya yerleşik, nezarethanede günlerce tutulur, ancak suç işleyen Amerikalı direk salıverilir.

Fransızlar

Tam bir flört toplumudur. Bir Fransız herkesle inanılmaz yoğun bir aşk yaşayabilir. Aşk tamamen onların kafasındadır. Genel olarak çok seyahat ederler. Yeni yerlerde yaşama fikrine alışıkdırlar. Çok sıcak kanlıdırlar. Hayattan zevk alırlar. Hatta yaşam amaçları hayattan keyif almak olabilir. Genel olarak içkiye bayılırlar.

İtalyanlar

Kimseyi umursamaz, hayattan zevk alan diğer bir toplumdur. Kendilerini çok iyi ifade ederler. Ellerini kullanmadan konuşamazlar. Espresso içmeden yaşayamazlar. Dünyadaki diğer kahveleri ve onları seven insanları küçümserler. Gamsızlardır. En az Fransızlar kadar flört etmeye bayılırlar ancak aşkı, Fransızlar gibi vıcık vıcık yaşamazlar. Beyaz yalanın hayat kurtaracağına dair atasözleri vardır. Çok iyi giyinirler. Ancak marka takıntıları yoktur. Maça, içki içmeye, modaya tutkuludurlar.

Avustralyalılar

Hayatımda gördüğüm en huzurlu ve stressiz milletlerden biridir. Çok sağlıklı düşünürler. Hayat standartları çok gelişmiştir. İyi kazanırlar ve kazandıkları parayı tutkuları için harcarlar. Seyahat etmeyen bir Avustralyalı neredeyse bulamazsınız. Seyahat etmeden önce en ayrıntısına kadar herşeyi araştırırlar.

Sörf yapmayı bebeklikten öğrenirler. Avustralyalı ırkı güzellik ve yakışıklılık olarak tescillidir. Büyük şehirler dışında bayanlar genelde kiloludur. Dış görünüşe asla önem vermezler. Bütün farklılıklara saygıları vardır. Kendi ırklarını asla üstün görmezler.

Genelde erken yaşlarda çalışmaya başlarlar ve ailelerinin yanından ayrılırlar. Geneli istediği, yeteneği olduğu mesleği yapar. O yüzden okurken çalışmak onları rahatsız etmez. Aile ve arkadaşlık kavramına önem verirler. Çok geç yaşta evlenirler.

Şehir merkezi dışında yaşayan Avustralyalıların aksanı, İngilizlerin aksanından bin beterdir. Öğrendiğiniz şeyin ingilizce olup olmadığını sorgulatabilirler.

Latin Amerikalılar

Avrupa ve Amerika’dan gelen turistlere ‘para’ gözüyle baktıkları kesinlikle doğrudur. Yaşam standartları genelde gerçekten kötüdür. Genç nüfus dahi ingilizce bilmez. Çünkü yurt dışına çıkma ihtimalleri neredeyse sıfırdır. Geneli çok sıcak kanlıdır. Yolda bir şey sorarsanız, ingilizceleri olmasa bile sizinle sorduğunuz yere kadar eşlik edip yardım ederler.

Belçikalılar

Hayat standartlarının tavan yaptığı, genç nüfusu çok ama çok az olan bir halktır. Eğitim sistemleri çok gelişmiştir. Üniversiteye kadar 2 yabancı dil öğrenmiş olurlar. Aylarca seyahat edenine rastlamadım. Genelde senede bir kez yurt dışına çıkarlar.

Almanlar

Bira içmeye ve kalabalık dolaşmaya bayılırlar. Kalabalık Alman erkek grubu  görürseniz, hele de içki içmişlerse çok kabalaşıp, etrafı rahatsız ederek, şarkılar söyleyip, naralar atarlar. Sürü psikolojisinin inanılmaz işlediği bir toplumdur. Zira yalnız bir Almanın kişiliği, kalabalık bir grupta olduğundan çok farklıdır. Genel olarak bireysel çok sıcak kanlı ve oldukları gibidir. Nazi Almanyasının konusu geçtiğinde utanırlar.

Ruslar

Tanışıp arkadaş olduğunuz Ruslar; yurdumuzda yazlık yerlerden bildiğimiz soğuk Rus insanı profilinden çok farklılar. En az bizim kadar sıcak kanlılar. Hatta bana kalırsa Türk toplumuna en yakın toplumlardan biridir.

Toplum olarak evliliğe yaklaşımları biraz garip. Rus arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla Rusya’da yapılan evlilikler çok büyük ihtimal anlaşma gibi oluyor. Yani aşk evliliği bulmak çok zor. Genel olarak bayanlarda güzellik ve anlayışlılık, erkeklerde ise idare edilebilirlik ve paraya bakılıyor. O yüzden vücutları, Rus kadınlarının en büyük silahı. Çocukluktan beri az yiyerek büyütülüyorlar. (İstisnaları tabiki var.)

Toplum olarak dış görünüşe ve maddi duruma çok önem veriyorlar. Bir bara ya da restorana, kapıdaki görevliler kıyafetinizi beğenmezse giremeyeceğinizi öğreniyorum. Siz bir Rus’a merhaba nasılsın diye sorana kadar, onun çoktan sizin kolunuzdaki saatin ve çantanın markasına dikkat ettiğine eminim.

Sabah kalkar kalkmaz votka içtikleri doğru olmasa da içki içmeye bayılırlar ve kolay kolay sarhoş olmazlar. Rus bayanlar çok eğlenceli ve bol kahkahadır. Bütün gün alışveriş yapabilirler.

Çinliler

Eğer bir yerde kalabalık bir Asyalı grup görürseniz onlar çok büyük ihtimal Çinlilerdir. Çünkü Çinliler tek başlarına seyahat etmez. Toplumsal olarak evden işe bir hayatı sorgulamadan yaşadıkları bir hayata sahiptirler. Her ne kadar yaşlı kesim geleneklerine çok tutucu bağlı olsa da genç Çinliler, modayla ilgilenir, yaratıcıdır, yeni şeylere açıktır.

Çin’de patlayarak büyüyen ekonomi, buradaki evlilik kurumunu da değiştirmiş. Gelir durumundaki eşitsizlikler ve tek çocuk politikasının altındaki cinsiyet eşitsizliği; evlenme dengesini bozmuş. 2020’de 24 milyonluk erkek fazlası olacağı hesaplanmış. Bu problemi ise kendilerine özgü yollarla çözmeyi deniyorlar. Mesela bir tanışma application’ları var.(We-chat) Bir kafe, bar ya da restorana gittiğinizde bu uygulamayla aynı ortamda bulunan kişilerle yazışıp tanışabiliyorsunuz. Bir de hafta sonları parklarda izdivaç toplantıları yapılıyor. Ebeveynler, çocuklarına evlenecekleri kişiler arıyor.

Genel olarak saygısız bir millet diyebilirim. (Saygısız kavramı tamamen genel toplum kuralları açısından değinilmiş bir kavramdır.) Yolda giderken kesinlikle yol verme alışkanlıkları yok. Ona buna çarpa çarpa yürüyorlar, herşeyi parmakla gösteriyorlar ve taksinin içinde bile bağıra bağıra konuşuyorlar. Veya yanınızdan geçerken gaz çıkarıyorlar, yüksek sesle geğiriyorlar, tuvaletlerini tuvalet kapısını kapamadan yapabiliyorlar ve bunların doğal ihtiyaçlar olduğuna inanıyorlar.

Shanghai dışında çok fazla ingilizce bilen bir nüfus yok. Shanghai ile bir şekilde ilişkisi olmuş bir Çinli’nin ise çok iyi yabancı di(ller)i ve eğitimi olduğunu gördüm.

İngilizler

İngilizler genelde soğuk yapıları ile tanınır. Aksanları ağır olduğu için orta sınıf ingilizceniz varsa, çok anlaşamayabilirsiniz. Eğlenmeyi, dışarı çıkmayı çok severler. Seyahat ederken en çok karşılaştığım milletler arasında bulunur. Dünyanın en akıllı ırkıdır. Eğitim sistemleri yüksek iq’lu çocukları ayıklama ve onlara yönelme sistemine dayanır. Küçücük toprak bütünlüğü olmasına rağmen, dünyada yönetmediği yer kalmamıştır. Londrada yaşayan İngilizler duygusuzlaşmıştır. İngiliz arkadaşlarımın duyduğum kadarı ile şehirde genç nüfus intihar oranı yüksektir. Mantığı her zaman duygularından önde tutarlar. Bisiklet yolundan yürüyorsanız, her hangi bir bisikletli size acımasızca çarpıp, üstüne sizi dava etmekle tehdit edebilir. Buna rağmen Londra’da yaşamayan kırsal İngilizler çok daha sıcak kanlı ve güler yüzlüdür.

İsrailliler

İsrailliler, dışarıdan kesinlikle Avrupalı gibidirler ve çok inançlıdırlar. Bayanlar da askere gider ve (benim karşılaştıklarım) büyük bir travma yaşadıktan sonra gezmeye başlar. Hiç birşey umurlarında değildir. Her koşula uyum sağlayabilirler. Genelde bütçeleri çok çok kısıtlıdır.

Hollandalılar

İnanılmaz sevecen, yardımsever, sıcakkanlı bir toplumdur. Nereye gidersem gideyim en çok anlaştığım milletlerden biridir. Genelde refah ve gelişmişlikleri çok fazla olduğu için, yapmadıkları hobi, gitmedikleri etkinlik yoktur. Amsterdam’da yaşayan tanıdıklarımın %90’ı alkol dışında hiç bir şey kullanmaz.

Türkler

Arkadaşlarım ve karşılaştığım insanların Türklere karşı ise genel yargıları var. Mesela Türkiye’ye daha önce gitmemişlerse bütün Türkleri siyah saçlı siyah sakallı, çoğunu baş örtülü olarak biliyorlar. Türk erkeklerinin yalancı olduklarını ve kadınlara gerçek anlamda değer vermediklerini düşünüyorlar. Avustralyalılar Türkleri, son ses müzikle sürülen arabalardan ve durmadan çalınan kornalardan tanımıyormuş.

Türklerin içine girmiş yabancılar ise Türklerin, evlerinin içinde çok kibar ve misafirperver olduklarını ancak dışarıda korna çalarak, birbirlerine yol vermeyerek, kavga ederek veya yerlere tükürerek kabalaştıklarını düşünüyorlar.

Evden Uzakta’yı Facebook, Instagram ve Youtube hesaplarından takip

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir