Şili Rehberi (İlk Güney Amerika Maceram)

Güney Amerika yolculuğum Şili ile başladı. Şili; öss ve kpss’de üzerinden en çok parallel geçen ülke olarak öğrendiğimiz, uzun ince bir ülke:) Kuzeyinde Atacama Çölü, güneyinde Antartika, batısında Maoi heykelleri, karla kaplı And dağları, Patagonyası ile dünyada görülmeye değer ülkeler arasında ilk sırada yer alıyor. Yüz ölçümü neredeyse Türkiye kadar ama nüfusu sadece 20 milyon. Yıllarca İspanyolca sömürgesi altında kaldığından, yerel dil İspanyolca.

Gitmeden once korkarak gittiğim, ancak asla korkulacak, tehlikeli bir yer çıkmadı. Evet her şey eski ama insanlar çok medeni. Okuma yazma oranı %95’lerde. Refah düzeyi en iyi olan Güney Amerika ülkesi.

 * Bu fotoğraf bana ait değildir.

Şili için yola çıkmadan Ny’da Colombia Üniversitesinde bir oda kiralamıştım. Evde bir kaç öğrenci yaşıyordu, duyuyordum ama hiç görmemiştim. Ta ki Uzak Doğulu bir ev arkadaşıyla mutfakta karşılaşana kadar. Bana ‘ben evden ayrılacağım, karpuz var yemek ister misin?’ dedi. Ben de çok severim diye atladım hemen:) Sonraki bir saniye gözümün önünden birşey geçtiğini gördüm. O ne deyip kafamı sağa çevirmemle fırlayan şeyin kan olduğunu farkettim. Karpuzu keserken baş parmağımı elime bağlayan kısmından kesmiştim ve kan şelale gibi akıyordu.:) Hemen okulun acil servisi geldi ve beni ambulansla en yakın hastaneye götürdüler. Tabi burası Amerika; bir muayeneye bile 150$ alan bir ülke dikişe 1500$ ı alır acımaz!:) Bağımsız bir evde tek başıma kalsaydım inanın hiç durmayan akan kanla benim hastahane bulmam imkansız olacaktı. İşte bunlar hep şans.:) Neyse önemli olan mikrop kapmadan Güney Amerika serüvenini bitirmekti. İşte başlangıcı böyle yaptım.

Ertesi gün uçağa bindim, tabi yurtdışına çıkıyorum havaalanında bütün görevliler I20 belgemi soruyor geri dönebilmem için. Uçağa bindim yanıma egosu tavan yapan Şilili bir adam oturdu. Bir şakalaşmalar konuşmalar heralde Şilililer hep böyle diye düşündüm. Ama yanıldım, uçaktan iner inmez Santiago’da anladımki ben gerçekten Güney Amerikadayım. Allah gerçekten Şili’yi 20 yıl geride unutmuş:) Herkes çok fakir görünüyordu ve ingilizce bilen neredeyse kimse yoktu. O kadar iyi hissetmiştimki kendimi:) Dilini bile bilmediğim biyere tek başına seyahat etmek harika bir duyguydu.

Bunun dışında restoranlarda ekstra bahşiş verilmiyor. Küçük küçük herşey turistlerden para koparmak için yapılmış gibi. Mesela şehir içindeki tüm tuvaletler paralı.

SANTIAGO

Ertesi gün, küçük bir araştırmadan sonra harita alıp dışarıya attım kendimi. Gezerken sokakta yol sorduğum insanlar ingilizceyi çok iyi bilmemelerine rağmen benimle yolun yarısına kadar gelip yolu gösterdiler. Neden ingilizce öğrenmiyorsunuz sorusuna da ihtiyacımız yok cevabı verdiler. O kadar kendilerine güveniyorlarki, ingilizce öğrenmeyi boşa görüyorlar. Sokaklarda saatler boyunca yürümeme rağmen, tek bir kişiden bile tehlike hissetmedim. Asılan, laf atan, kendini bilmez kimse yoktu. İnsanlar sokaklarda serbestçe öpüşüp, sarılıyor.
Şehrin her yeri graffiti ile dolu, rengarenk. Şehirde bir çok üniversite olması dolayısı ile de bir çok genç nüfus var.

Santiagoyu Santiago yapan şeylerden birisi de kesinlikle hava kirliliği. Hele de kış ayları ne kadar uğraşsanız da çevredeki dağları görmeniz imkansız.

Ulaşım

Kapıdan alıp kapıya bırakma sistemi Şili’de de başlamış. En tanınmış şirketler; TransVip ve TransCity. İsterseniz havaalanından gelip giderken bu şirketlerle online anlaşabilirsiniz.

Havaalanından en ucuz ulaşım ise otobüsler. Bunu iki farklı şirket üstlenmiş. Biri Centro Puerto (Her 15dakikada bir) ve Tour Express (her 30dakikada bir). The Centro Puerto otobüsleri; Los Heroes otobüs terminaline, the Tour Express otobüsleri; Alameda otobüs terminaline kadar  gidiyor.

Ben ise taksi tutup otele gitmeyi tercih ettim.

Şehir içinde görülmesi gereken herşey birarada toplandığı için ya yürüyerek ya da metro değiştirerek ulaşmak istediğiniz her yere çok kolay ulaşıyorsunuz. Metro ispanyolca olmasına rağmen çok iyi anlaşılır.

Konaklama

Hotel Alcala Del Rios’da 2 gece  konaklıyorum. Providencia Sokağa çok yakın olduğu için ulaşımım kolay oluyor. Otel 4 yıldızlı ama inanın o dört yıldızı otelin neresine verdiler anlamadım.

Görülmesi Gereken Yerler;

Şehirde iki büyük cadde var. Biri Costanera Nte, Diğeri café ve restoranların olduğu Providencia. Bunlar birbirine yakın ve paralel iki cadde. Providencia’nın devamı da Apoquindo caddesi.

Costanera Nte Yolu üzerinde; tüm sanatsal müzeler toplanmış. Museo de Arte Contemporaneo, Bellas Artes Müzesi, Chilean National Museum of Fine Arts. Bir de küçük sevimli bir park olan Parque Forestal burada bulunuyor.

Costanera Nte Caddesine çok yakın olan Plaza de Armas meydanında ise görecekleriniz; (En yakın metro istasyonu, Bellas Artes. Bu meydandaki tüm binaların tek tek içine girmenizi öneririm.)

1) La Moonedo Plaza
2) Plaza de Armas (Başkanlık Sarayı)

Pazar günleri saat 10:00’da nöbet değişimini izleyebilirsiniz.

3) Catedral de Santiago (Catedral Metropolitana)

Depremden sonra ayakta kalabilmiş bir kilise.

* Bu fotoğraf bana ait değildir.

4) Chilean National History Museum (Şili Ulusal Müzesi)
5) Municipalidad de Santiago (Belediye Sarayı)
6) Correo Central (Merkez Postahane)

 &

 7) Patio Bellavista

En yakın metro istasyonu, Baquedano. San Sebastian Üniversitesinin önünden geçip doğruca ilerliyorsunuz. Bellavista, Grafitilerle dolu bir sokak. Patio Bellavista içinde restoranların, dükkanların bulunduğu bir çeşit forum.

Baquedano metro istasyonundan geldiğiniz yoldan dümdüz ilerleyince size Parque Metropolitano de Santiago’ya yani Cerro San Cristobal Tepesine çıkacağınız parka götürüyor.

8) Pablo Neruda’nın Evi (La Chascona)

Patio Bellavista’ya çok yakın olan Pablo Neruda’nın kaldığı eski eve mutlaka uğramalısınız. Pablo Neruda bu evini de diğer evleri gibi gemi şeklinde tasarlamış. Üstelik denizden korktuğunu öğrendiğimde şaşırıyorum. İçeride fotoğraf çekmek yasak. Bu yüzden bir rehber eşliğinde girip çıkıyorsunuz.

Şiirlerinden, sözlerinden ve yaşam tarzından çok etkilendim. Tutkulu insanları her zaman ilgi çekeci bulmuşumdur.

9)  San Cristobal Hill /Tepesi

Parque Metropolitano De Santiago Parkı içinde bulunan bu tepede Seyir terası, hayvanat bahçesi bulunuyor.

Tüm şehri yukardan görebileceğiniz, karşıda karlı dağlar eşliğinde harika fotoğraflar çekileceğiniz tepe. Tepeye 2012’de yapılan füniküler ile çıkılıyor. Mutlaka çıkılmalı. Yukardan Santiago çok daha güzel bir şehir.

10) Cerro Santa Lucia

Universidad Católica metro istasyonu ile ya da Plaza de Armas’tan yürüyerek gidebileceğiniz Cerro Santa Lucia Tepesi. San Cristobal’e göre daha alçak ama dağlarla beraber şehir fotoğrafları çekmek için daha ideal.

 Apoquindo Caddesi Üzerinde;
11) Atatürk Anıtı

En çok ilgimi çeken Şili’de Atatürk anıtının olmasıydı. Tabi gitmemezlik olmazdı. Yine büyük ve popüler caddelerden biri olan, Apoquindo caddesi üzerinde bulunuyor ve en yakın metro istasyonu; Alcantara.

12) Parroquia Nuestra Señora de Los Angeles (Los Angeles Parkı)

Apoquindo’dan doğruca yürürken sağ tarafta kalan El golf parkının yanında bulunur. Küçük bir kilise de vardır burada.

13) Ilustre Municipalidad de Las Condes (Teatro Municipal de Las Condes)

El Golf metro istasyonunda inerek ulaşılan tiyatro binası. Ya da Atatürk anıtından gelirken, Los Angeles Parkını geçip, ilerleyince de ulaşılabilir. Burada Massimo Listri fotoğraf sergisine denk geliyorum.

Santiago içinde yukarıda yazdığım her yere tek bir gün içinde ve koşturmadan gittim. Yavaş yavaş tüm müzelerin tadını çıkardım. Akşam yorgun argın otele dönerken otelin yanında bir markete uğradım ve Şili pesom çıkmayınca, kredi kartı da geçmeyince otele gidip para çevirip gelmeyi önerdim. O sırada içeriye bir çocuk sigara almaya girdi ve ısrarla benim aldıklarımı ödemek istedi. Ben böyle şeylerde çok hassasımdır. Param var, otelim yakın dememe rağmen ısrar kıyamet ödedi, ”sen de senin ülkende turist görsen eminim onun aldıklarını öderdin’ dedi ve gitti. 🙂

Santiago’nun hemen dışında gidebileceğiniz doğa harikaları;

14) Cajon del Maipo

Santiago merkeze bir buçuk saat uzaklıkta bir park. Gitmedim. Ama Şili’de yapmayı kaçırdığım pek çok yer daha var. Bu yüzden bir daha gitmem kaçınılmaz.

http://www.cajondelmaipo.com/

15) Cerro Provincia

Santiago’dan haftasonu bile gidilebilecek, kolay bir tırmanışla çıkılabilecek bir tepe burası. Çıkılması için en ideal dönem bahar ayları.

16) Parque Cordillera Yerba Loca

PUERTO VARAS & PUERTO MONTT & PUERTO NATALES

Nüfusu sadece 40,000 küsür olan doğa harikası bir yer burası. Alman etkilerinin hakim olduğu, göllere, dağlara ve milli parklara çok yakın olan bir kasaba. Osorno volkanı ve Llanquihue gölü ile olan fotoğrafını gördüğünüz an, gitmek isteyeceğinize eminim.

Genelde Alman yemekleri, çikolata, hamur işleri ve bol bol bira bulabilirsiniz. Mercado 605’te yemek yenmeli.

Puerto Varas ile arası 20 km olan Puerto Montt’a gezi düzenledik. Çarşısını gezip, alışveriş yapılmalı, balık marketine gidilmeli.

 *Bu fotoğraf bana ait değildir.

Arjantin’e geçmeden uğradığım parklar;

Parque National Vicente Perez Rosales

Torres del Paine National Park

http://www.torresdelpaine.com/ingles/

 Yeme İçme

Ne yerseniz yiyin, doyacağınız garanti Şilide. Çünkü tek kişilik porsiyonları, iki kişi doyacak cinsten.

Curanto; içinde sosis, midye, tavuk, krep, patates ile dolu koca bir tabak.

Note Con Huesillo, yazın içilen şeftali ve buğdaydan yapılan içki.

Completos (hot dog), sosisli ekmek, lahana sos ve mayanoz ile.

Italiano (hot dog), sosisli ekmek, avocado ve domates ile.

Şarapları harika. Yumurta sarısından yapılan pisco’yu da mutlaka dene. Ben bayılmıştım. Yerel biralar Cristal ve Escuda ise fena değil.

Yap;

  • Şarapları ile ünlü Şili’de şarap mahzenlerine, üretim yerlerine giderek şarap tadımı yap. Ben iki farklı şarap tadım yerine gittim. Biri daha küçük bir işletme olan Puente Alto’daki ‘Alto Maipo’, diğeri Parque Vina Concha Y Toro’daki ‘Concha y Toro’.   İlginç olarak, Şili şarabını üretim yerinden almak, süpermarketten almaya göre daha pahalıya geliyor.

  • Patagonyada bulunan Torres del Paine Milli Parkına mutlaka git.

  • San Pedro de Atacama Çölünü es geçme.

  • Volkanlara tırman. Özellikle Ojos del Salado, harika manzaralar sunacaktır.

  • Rengarenk evleri ile ünlü Şili şehri, Valparaiso gör. Santiago’dan tur, otobüs ya da uçakla gidilebilir.

  • Şili’nin batısında kaybolmaya yüz tutmuş ada olan Eastern Island’a gidip Moai Kayalıklarını gör. (Ya da hiç gerek yok hem çok masraflı hem çok uzak.)

  • Amerika Teksası hatırlatan upuzun yolları ile Valle de la Muerte Vadisine giderek bisiklet binebilir, tırmanış yapabilir,

  • Yün, eli işi hırka çok ucuz. Özellikle Santiago dışına çıkılacaksa oradan alışveriş yap.

Yapma;

  • Şili deprem ülkesi. Her hangi bir deprem ile karşılaşırsan diye tetikte ol. Panik yapma!

Şili’yi Daha İyi Tanımak İçin;

Oku: Pablo Neruda’nın şiirleri.

İzle: No!

Evden Uzakta’yı Facebook, Instagram ve Youtube hesaplarından takip edebilirsiniz.

Tagged .

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir