Bisiklet İle Dünya Turu; Gürkan Genç.

Gürkan Genç; başarılı bir marka. Fakat ondan önce başarılı bir sporcu, bisiklet aşığı, yardımsever bir Dünya gezgini, kiminin hayallerini gerçekleştiren, kiminin hayallerini gerçekleştirmesine katkıda bulunan kişi. Kiminin en iyi arkadaşı, kiminin kardeşi, kiminin oğlu, takipçilerinin ise ‘Demir Atlı Adamı’ o.

2010 yılında 30 yaşında işini devredip hayallerini gerçekleştirmek için Japonya’ya kadar bisiklet sürdü. Samsun Cumhuriyet Meydanından çıktığı bu turu, hem Japonya hayalini gerçekleştirmek, hem 2012 yılında çıkacağı Dünya turu için limitini görmek, hem de ‘Doğa için Pedalla’ projesi ile insanları bisiklet sürmeye teşvik etmek için gerçekleştirdi. Toplamda 10 ülke, 950 şehir ve 12,500 km sonunda Japonya’ya ulaştı ve Tokyo belediye sarayında resmi bir tören ile karşılandı. Tur sonunda, tüm Asya boyunca bisikletinin arkasında dalgalanan Türk bayrağını, Japonya Kushimato’daki Türk müzesine, kullandığı bisikleti ise yeni gezginlere ilham vermesi umuduyla  Ankara Koç müzesine bağışladı.

9 Eylül 2012 yılında ise ‘Gelecek için Pedalla’ projesi ile, Ankara Birinci Meclis önünden büyük bir kalabalıkla, 7 senelik Dünya turu için yola çıktı. Bu süre boyunca, bisiklet ile aştığı çöller konusunda tarihe ismini yazdırmak için Guinness Dünya Rekorlarına başvurdu. (Bunun gibi bir çok rekoru kırmasına rağmen yolculuğu hala bitmediğinden dolayı rekorlar resmi kayıtlara henüz geçemedi.)

Bisikletle dolaşırken korkmuyor. Şayet başına gelebilecek her şey gelmiş. Kaburgaları kırmaktan, akrep sokmasına, başına silah dayanmasından, çadırının altında yılan bulmaya, yolunu kesmelerinden, parasını almalarına ve en kötüsü âşık olmaya kadar. 🙂 İnsanları korkutmamak için yol anılarını yazarken, bunlardan bahsetmiyor. Sitesinde ‘2012 yılında 4 tur bisikletçisi, 2013 yılı içinde 12 tur bisikletçisi, 2014 yılında 6 tur bisikletçisi, 2015 yılında 4 tur  bisikletçisi dünyanın farklı noktalarında hayalleri olan Dünya turlarını gerçekleştirirken hayatlarını kaybettiler.’ diye yazdığında çok etkilendim. İnanıyorum ki herkes benim gibi düşünüyor. Onu bu kadar sevmelerinin nedeni, bir şeyler başarmış ya da başaracak olması değil. Gürkan, bir çok kişi için, hayalleri için yola çıktığında başarıya ulaştı.

Gürkan, yolculuğunun 4. Senesinde hala,  inanılmaz bir kararlılıkla yoluna devam ediyor.  Kutuplarda pedallarken -57, çöllerde pedallarken +61 derecesini görüyor. Bisikletinde bulunan dinamo ile kendi elektriğini üretiyor, pedalladığı süre boyunca hergün müsli, sebze- meyve ve yağsız tuzsuz makarna yiyor, dronu (uçan kamerası) ile harika videolar kaydediyor, su filtresini, tamir ekipmanlarını, çadırını, şişme matını, ocağını tenceresini, yazlık- kışlık teknik ekipmanlarını yanında taşıyor. Bisiklet yolculuğunu gps ile dakika dakika, pedal pedal kayıt ediyor.

Tüm bunları yaparken, genç sporcuları maddi manevi destekliyor. Bisikletler dağıtıyor, çocuklar için resim yarışmaları düzenliyor, üniversite öğrencileri için gezgin bursu veriyor. Bu kadarla kalmayıp, elinin uzandığı herkese yardım ediyor.  Dünyanın her yerinde öğrencilerle buluşup konferanslar veriyor, derslere katılıyor, ülkesini tanıtıyor. Yetmezmiş gibi, uluslararası politika üzerine açık öğretim yüksek lisansı yapıyor,  İspanyolca öğreniyor.  Sayfasını takip edenlerle inanılmaz güzel bir ilişkisi var. Tek tek herkese cevap vermeye çalışıyor.

Gürkan bana Afrika’nın kazandırdığı güzel insanlardan. Kenya’da gönüllülük yaparken, onun da Kenya’da olduğunu öğrendiğimde, buluşmak için mesaj çektim. Aradı, o sırada beraber pedalladığı yol arkadaşı Esra ile okulu görmeye geldiler. Nairobi’nin arka mahallelerindeki kimsesiz çocukların eğitim gördüğü okuldan, Ankara Balgat Meslek Yüksekokulu’na bağlandık, biraz ilham biraz hayat dersi vermek için, öğrencilerin sorularını cevapladık.  Sonrasında da Zanzibar’da görüşebildik.

Afrika’da seyahat etmek başlı başına zor ve yıpratıcı iken, Afrika’yı boydan boya bisikletle geçmek ciddi bir iş. Tabii ne kadar zor olsa da, bisikletle seyahatin en güzel tarafı, halka ve yerel yaşama daha yakın olmak ve ülkelerin kültürlerini daha yakından tanımak.

 

Şimdi gelelim herkesin merak ettiği sorulara;

1) Seni google’a yazınca kendi sayfanın yanında, wikipedia, eksisözlük, youtube, vimeo ya da gazetelerde bir çok sonuç çıkıyor. Araştırmak isteyen zaten seni 3. Ağızdan öğreniyor. Peki, birinci ağızdan, sana göre Gürkan Genç kimdir?

Yukarıda yazdığın yazıdan sonra şu soruyu okuyunca gülümsedim Nilay. Güzel bir girişti o halde aynı tatta devam etmesi için ben de elimden geldiği kadar sosyal medya da da yazmayan cevapları vereyim.

2010 da Türkiye’den Japonya’ya gitmeden önce esnaftım. İş yerimi yeni satmıştım. 15 yıl aradan sonra bisiklete binmeye başlayalı 5 ay olmuştu ve hayatımda sadece 3 defa çadır kurmuştum.

2010 Mayıs ayında Türkmenistan Kara Kum çölünü geçtiğimde ‘uzun yol tur bisikletçisi Gürkan Genç’ denmeye başlanmıştı. 2010 Temmuz ayında blog sayfam; ailem ve arkadaşlarım dışında başka kişiler tarafından da takip edilmeye başlandığında, birçok kişi için yeni gezgindim.

2010 Kasım ayında Moğolistan’da gazetelerde ‘Atalarının çekik gözle at sırtında terk ettiği diyarlara, badem gözü, demir atı ile gelen Türk’ yani ‘Demir Atlı Adam’ olmuştum.

2010 Şubat da Japonya Kushimato’da Japon tarihçiler, ülke içinde izlediğim yola bakarak ‘Samurayların yolunu takip etmişsin, bilerek mi yaptın?’ dediler. Adım ‘Takashi Gurkan Genc San’ olmuştu. Samuray kadar güçlü ve cesur olduğum yazılmıştı gazetelerde.

2013’de İsveç Norveç arasında Vikinglerin eski yollarını takip etmiştim. ‘Vikingler kadar cesur ve dayanıklı Türk gezgin’ denmişti gazetelerde…

2014 Cezayir’de 61C sıcaklıkta Sahra Çölünü geçerken Tuareg’ler ( Çöl İnsanları) ‘Sen bizdensin.’ dediler.

Arap yarım adasında tüm Arabistan çölünü bitirdiğimde Araplar hem Bedevi olduğumu söylüyorlar hem de Marco Polo, İbni Battuta gibi büyük seyyahlara söylenen adla sesleniyorlardı ‘Rahel Gürkan Genç’.

Kendi ülkemdeyse bana, ‘Evliya çelebi,Atatürkçü, CHP yandaşı, AKP yandaşı, MHP yandaşı’ der, hatta bazıları ‘ajan, solcu, sağcı, faşist, cemaatçi, gay, ukala, kibirli, kendini beğenmiş, cahil, aileden zengin ve daha birçok şey’ söyledi.

15 yaşındayken okuduğum okula benim gibi bir gezginin gelip, hayatını benim anlattığım şekilde anlatmasını çok isterdim. Sanırım böyle bir şey olsaydı bugün bu yolculukta olmaya bilirdim. Şundan emin ki her o zaman çok daha başarılı bir genç olurdum.

Açık söylemem gerekirse yaptığım paylaşımları yapmadan çok daha rahat bir seyahat gerçekleştirebilirim ve bu şekilde de ilerleyebilirim benim için hiçbir sıkıntı olmaz. Fakat seyahatimi paylaşmamın insanlarda özellikle çocuklarda nasıl bir etki yarattığını biliyorum. Gelecekte dünyayı onlar yönetecek. Bizim başaramadıklarımızı başaracaklarına inanıyorum. Bu yazının en başında yaptığım seyahatin farklı olduğunu sende dile getirmişin olay gezmek değil.

Bu yolculukta çok düştüm. Bazen ayağa kalkmak inan çok zor oldu ama kalktım ve devam ettim. Hayallerimi gerçekleştirmek için ailemi, arkadaşlarımı ve sevdiğim kadını geride bıraktım. Belki yolculuğun sonunda hayallerimin hepsini gerçekleştiremeyeceğim. Gürkan Genç, hayal kırıklıkları da yaşasa, düşse de, yalnızda olsa, hayallerinin peşinden gitmeye azimle devam eden sıradan bir vatandaş. Bu veya şu demeye gerek yok. ‘Gürkan Genç, kendi için gezen biri’ bu kadar.

2) 30 yaşından sonra insan, yeni hayallerini keşfedip, kendinden yeni bir insan yaratarak efsane olabiliyor öyle mi? (Oysa ben 30’una kadar sevmediği bir işte çalıştığı ve hayatının yarısında kazandığı tecrübeyi çöpe atmak istemediği için, hayatının diğer yarısını harcayan insanlar tanıyorum bol bol?)

Bir söyleşimde ‘dünyaca bilinen bir gezgin’ olacağımı söylemiştim.Aslında burada adımdan daha çok ‘bir Türk gezgininin 21.yy da bilinmesi’ isteğimi dile getirmiştim. Yediğim yemeklerle, turistlik aktivitelerle, geçtiğim çöller veya zirvelerle anılmayı istenen biri değilim. Ülkemde sadece bisikletle alakalı, doğayı ve gezmeyi seven insanlara hitap eden biriyim bu da büyük bir çoğunluğu oluşturmuyor. Ülke genelinde haliyle efsane biri olduğumu veya yaptığımın imkânsız olduğunu da düşünmüyorum Nilay.
30 yaşına kadar sevmediği bir işte çalışıp hayatının geri kalanında o işte kazandığı tecrübelerle yoluna devam eden birinin yaptıkları %50 kendi tercihidir.Bunun sonucunda evi, arabası, çocukları, karısı, yani herkesin kabul ettiği o düzenli yaşamı vardır. Mutlu olmaya bilir fakat o noktadan sonra kaçıp gitmesi zor, çünkü sorumlulukları var. O halde sahip olduklarının kıymetini bilip şükredip var olan ile mutlu olmaya çalışması gerekiyor. Bu şekilde de senin demek istediğin efsane bir karakter olabilir. Başkaları için olmasa bile çocukları için olur o kişide efsane bir karakter olacaktır.

3) Yolda neler kazandın, neler kaybettin? Kişiliğin, duyguların nasıl değişti, özlediklerin neler?

Yolda gerçek dostlar kazandım. Ailem kadar sevdiğim büyüklerim, kardeşim kadar sevdiğim abilerim ablalarım oldu. Bu yolculuğun bu yanını çok seviyorum. Tek bir sözümle dünya da en beğendiğim noktada yolda tanıştığım biri benim için ev satın aldı. İnanması çok zor di mi?

Evlerine misafir olduğum veya uzun bir süre birlikte yol aldığım insanlarla bağım hiç kopmadı.

Değişen duygulardan biri özlem. Sadece ailemi özledim diyebilirim.Sevgi, Aşk, nefret, korku gibi benzer duyguların karşısına bir şey koyamam. Uzun bir çizgi çeker boş bırakırım sonuna da nokta koyarım. Her bir duygu için anlatacak çok anım var. Benle kısa süreli de olsa tanıştın. Şöyleyim böyleyim dememden daha çok karşımdaki insanlar ne görüyorsa öyle biriyim.

4) Kamp yaptığın en huzurlu yer ve pedalladığın en unutulmaz yol neredeydi?

Kamp yaptığım en huzurlu yerler her zaman çöller. Ses yok ve sadece ben varım. Yıldızları seyrederek uyurum.Unutulmaz Yol İngiltere’de Durham şehrine girmeden önce içinden geçtiğim ulusal park. Dakikalarca oturup gittiğim yola bakmıştım.

5) Günde ortalama 100 km, bazen de 200 km pedalladığını yazdın. Kalan sürelerde ne tür kitaplar okuyorsun? Kimleri takip ediyorsun? Aileni her gün arar konuşur musun?

80 – 100 kilometre arası oldukça ideal.  Bazen 50 kilometre yapıp hatta 20 kilometre yapıp bıraktığım alanlarda oldu. Acelem yok ki Nilay. Bir noktaya vardığımda kimse bana madalya veya ödül vermiyor ve yarış halinde değilim. Yoruldum mu? Hemen bırakırım. Canım kamp mı kurmak istiyor? hemen uygun yer bulur yaparım.

2013 yılından beri elektronik kitap taşıyorum 3 sene içinde 40 dan fazla kitap okudum. Çoğunlukla gittiğim ülkelerin tarihi ve dünya ekonomisi veya politikası ile alakalı kitaplar. Arada bir roman okuduğumda oldu. Mesela şuanda önümüzdeki ay basılacak bir aşk romanı okuyorum.

Ailemle her gün konuşmuyorum bazen 1 ay aramadığım oluyor. Sabit bir yerde durduğumda daha çok konuşuyorum. Bedava wifi oluyor görüntülü konuşmalar yapıyoruz.

gurkan-genc-4

6) Bisikletinle nereye gittin değil, nereye gidemedin diye soracağım ben. Dış etkenler nedeni ile çok gitmek isteyip de gidemediğin, aklında kalan bir yer oldu mu?

Gitmeyi isteyip de gidemediğim bazı noktalar var.

Norveç Nordkapp buraya gidememiştim çünkü 2013 Ocak ayında Finlandiya’da kutup dairesine vardığımda yolun yukarı tarafının bisikletle gidebileceğim bir alan kalmamıştı. Oraya yaz ayında gittiğinde bile soğuk ve karlı olur. Kışın gitmekse büyük bir çılgınlıktı.

Libya, Mısır, Sudan, Yemen bu ülkelerde hep savaş varken sınır kapılarına dayandım. Haliyle sınır kapıları kapalı olduğundan giremedim pas geçmek zorunda kaldım, buralara da gidilecek.

Bu noktalar dışında gitmeyi isteyip de gidemediğim ülke veya bir nokta olmadı.

7) Her ne kadar web sitende ‘acelem yok, 7 kıta, 84 ülke, yaklaşık 115,000km; 2020 yılına kadar bir şekilde bitecek’ desen de, seninle konuşurken, çok tavsiye ettiğim Namibya,  vize istiyor diye gitmekten vazgeçtiğini söylemiştin. Hedefine o kadar kitlenmişsin ki yeni yerler görmek tamamen ikinci sırada kalıyor çıkarımı yapmak doğru olur mu?

Birçok tur bisikletçisi Namibya çölünü geçmek için oraya gider. Okyanusla kum tepelerinin buluştuğu noktaları görmek isterler. Alman kolonisi olduğundan biraz daha modern ve farklı gelir diğer Afrika ülkelerine göre. Bu ülkede benim görmeyi istediğim veya ilgimi çeken hiç bir şey yok.

Çöl geçişi desen o konuda zaten kırılmış bir rekorum var hali hazırda, Çöldeki kum tepeleri ile denizin buluştuğu yer dersen Arabistan çölü ve Kızıldeniz derim. Namibya’daki görüntünün aynısı Güney Afrika’da Cannon Rocks Sahili boyunca 43 KM Kum tepeleri ve Hint Okyanusu var yanı başında pedalladım. Görüntü aynı. Okyanus ve çöl kumları. Ee, yemekler aynı kültür biraz değişik fakat görmediğim kültür ve yemekler değil. Vaaooovv dedirtecek bir albenisi olmayan bir ülke. Biri iki güzel nokta içinde o ülkeye boydan boya bisikletle geçmeye değmez. Ayrıca o ülkeye de bisikletle girersem Fas’dan geri çıkarım. Afrika’da yeteri kadar gezdiğimi düşünüyorum. Ara verip başka bir kıtaya geçmenin zamanı geldi.

8) Yurt içinde spora, bisiklete ilgisi olanlar arasında seni tanımayan yok. Peki, yurt dışı reklamını nasıl yapıyorsun? Japonya gibi seni kapıda karşılayıp bağrına basan kaç ülke oldu?

Gittiğim ülkelerde gazete, televizyonlar ve dergilerle büyük çoğunlukla kendim iletişime geçiyorum. İletişim fakültesi mezunu olduğumdan ve yıllarca kendi iş yerim için dergilere gazetelere reklam verdiğimden bu sektörün nasıl döndüğünü ne istediklerini biliyorum benim için zor olmuyor.Gittiğim ülkelerde çat kapı yol üstündeki okullara üniversitelere giriyor gençlere sunum veriyorum. Bu olayı çok seviyorum. Düşünsene okula o an dünyanın öbür ucundan bir bisikletli gelmiş inanılmaz bir olay. Çocuklar ağzı açık dinliyor.

9) 2016 Kasım itibari ile Dünya turunun Afrika ayağı bitiyor. Bundan sonra Güney Amerika, Antartika, Kuzey Amerika, Alaska ve Avustralya var. Buralardan geçerken kendine birçok hedef koydun. Gitmek için seni en çok heyecanlandıran yer neresi?

Antarktika da bisiklet sürmeyi istiyorum deneyeceğim.

10) Gelecek için sen çoktan hayalini paylaştın, ileriki yıllarda seni bakanlıkta göreceğiz. Nerede olursan ol başarılı olacağına ve ulaşabildiğin herkese yardım edeceğine şüphem yok. Şayet bakan olursan, aylarca milletvekili maaşını öğrencilere dağıtan İzmir milletvekili Tacettin Bayır gibi olacağın kesin:) . Fakat herkesin hep merak ettiği sorular var; ‘dünya turu bitince ne olacak? Normal, sıradan hayatına nasıl döneceksin?’, ‘gelecek hayallerin içinde hayatının aşkı ile pedallamak/ seyahat etmek var mı?’, Ya da ‘gezginleri, gençleri ve bayan sporcuları desteklemeye devam edecek misin?’

Nilay bisikletle dünya turu yaparım bunda bir sıkıntı yok. Hatta birinci turu bitirir ikinciye üçüncüye de çıkarım hiç sıkıntı yok. Allah uzun ömür verirse bunlar olur. Hem de keyifle yaparım.

Spor Bakanı olmak ise bana bağlı değil. Bu sizlere ve benim ülkemde tanınmamla alakalı bir durum. Türkiye’nin büyük bir çoğunluğunun beni tanıması ve spor bakanı olarak istemesi gerekiyor ya da Cumhurbaşkanının inisiyatif kullanıp “Evet bu adam Spor bakanlığı için doğru adam” demesi gerekiyor. Olay benim hayal etmemle olmuyor. Şu güne baktığımızda Ne Cumhurbaşkanı benden haberdar ne de Türk Halkı büyük bir çoğunluğu benden haberdar. 90 Milyonluk bir ülkeden bahsediyoruz. Ne gazetelere çıkıyorum ne televizyonlara. Çünkü ülkenin gündeminde bisikletle dünyayı gezen bir adamın yeri yok. Yani 100 bin kişi benden haberdar diye efsane biri olamam. Haaah şuan 90 milyonluk ülkede hatta tarihimizde 4 sene bisikleti ile ülkesine dönmeden gezen ilk kişi oldum o ayrı bak böyle enteresan ilklerim var. Onlar saymakla bitmez Bunları saymaya başladım mı rahatsız olanlar oluyor. Rahatsız olmasınlar diye bunları da dile getirmiyorum.

Eğer bir gün olurda Türkiye Cumhuriyeti halkı beni ülkenin Spor bakanı seçerse sadece Spor Bakanı seçmekle kalmamış olacaklar. İşte o zaman Efsane bir karakterde yaratmış olacaklar. Çünkü hangi ülkeye gitsem, kimlerle görüşme yapsam bu adam Bisikletle Dünya Turu atan bir bakandır denilecektir.

Gelecek yıllarda Hayatımın Aşkı ile böyle uzun turlar yapmayı düşünmüyorum. Ufak turlar olabilir.İmkânım olduğu sürece sadece kadın sporcuları da desteklemeye devam edeceğim.

11) Takipçilerine ‘dünyayı gezme/  seyahat etme’ konusunda ilham vermekten çok, asıl amacın bisiklet binmeyi ve sağlıklı yaşamı mı özendirmek? Sence spor yapan bir nesil, seyahat edenden daha mı başarılı olur?

Açık konuşacağım isteyen katılır isteyen katılmaz. Türkiye’de bisiklet namına yapılan yatırımların %90 göstermelik. Bisikletin, kültürün bir parçası olması için bisikletli yaşamı etkileyen yan unsurlarda köklü bir değişim yapılması gerekiyor. Bu değişimler olmadan boş yatırımlar yapılıyor.

Bisiklet yaşam konusunda devlet işi belediyeye bırakmayacak. Ulaştırma bakanlığı bizzat ülkeyi baştan aşağı donatacak bu onun görevi! Belediyelere verirsen bu iş olmaz. Bisikletli yaşam için örnek aldığımız yer de Avrupa. Arkadaş yahu senin nüfusunla Avrupa da ki ülkelerin nüfusu bir mi? Gözünü sevdiğim, herkes Avrupa da ki bisiklet yolları diyor. Yahu sadece Avrupa’da mı bisiklet yolu var. Çin, Japonya Güney Kore yıllardır diyorum Türkiye bu ülkeleri örnek almalı. Çünkü senin ülkenin büyük şehir nüfusların bu ülkelerin şehirlerindeki nüfuslara denk.
Ha Ulaştırma bakanlığında kaç kişi bisikletle bakanlığa gidiyor veya kaç kişi bisiklete binmesini biliyor veya kaç kişi sporla, dağcılıkla, doğa ile alakadar ve en önemlisi KAÇ KİŞİ YURT DIŞINDA ÇIKIP GEZIP BU OLAYI INCELEMIŞ!!! Sıkıntı büyük ama çözülmeyecek gibi değil. Ezbere dayalı sistemle kurum içinde bir noktalara gelmiş insanlardan bisikletli yaşama dair bir şeyler bekliyoruz.

Bisiklet her anlamda bu ülkedeki birçok soruna çözüm olacak bir ulaşım aracı fakat 6 senedir ülkemde beni hayrete düşürecek bir gelişme olmadı. Onu yaptık bunu yaptık dedim ya göstermelik iyi. Tebrik ederim.

12) Sitende paylaştığın yazılardan anladığım kadarı ile yanına pedallamak için gelmek isteyen herkesi kabul etmiyorsun. Ya tanıdığın ya da tanıdığının referansı ile gelen biri olması şart. Senin hızın, rotan, planın dışında pedallamak isteyen biri ile de yolları ayıracağını belirtmişsin. Pamuk gibi bir adam olduğunu bilmeme rağmen, uzaktan çok katı kurallı biri gibi duruyorsun. Yolda olmazsa olmaz kuralların, rutinlerin neler?

Sen beni masada sohbet ortamında ve okulunda gördün yani bisiklet sürmüyorduk. O noktada pamuk gibi adam olabilirim haklısın. Sakinimdir, gülerim her türlü sohbeti ederim, flört ederim, sıkıntı yok.  En kral yemeğimi yerim içerim eğlenirim. Fakat yoldaki Gürkan Genç farklıdır.

Yoldayken müzik dinlerim, kafama göre sağa sola istediğim yola girer çıkarım. Belirli bir durma noktam yoktur. Canım nerde durmak isterse orada dururum. Etrafı seyrederek gezerim. Yoldaki insanlarla sohbet ederim onların fotoğraflarını videolarını çekerim. Yanımda pedallayan bir arkadaşım varsa yolda pek onla konuşmam. Çoğunlukla onun arkasında giderim. Önünde gittiğimde yetişmeye çalıştığından enerjisini çabuk harcıyor en güzeli arkadan gitmek ve mesafeyi de oldukça açarım ki sakin sakin pedallasın. O ne zaman durmak isterse o zaman dururum. Bana bırakırsa durma yeme içme işlemini, baygınlık geçirebilir. Kamp yerlerine, alınması gereken kritik kararlara gidilecek yollara karar veririm.  Arkadaşlarım dışında yolda karşılaştığım kişilerle aynı kafada değilsek zaten birkaç gün içinde ayırılırız sen yoluna ben yoluna kardeş. Yemek pişirme konusunda tatsız tutsuz şekilde gittiğimden. Yemek pişirme işlemini yanıma gelen kişiye bırakırım. Benim yaptığım yemekleri büyük ihtimal sevmeyecek ve yemeyecektir.  Evet biraz katıyım çünkü bu bisikletle dünya turu yapıyorum.

   

13) Hedefinde çok kararlısın. Peki son 4 yıldır Allahın her günü aynı şeyleri yaparak, bu motivasyonunu nasıl canlı tutabiliyorsun?

Öncelikle kendime aldığım kararlara olan saygı. Bisikletle Dünya turu yapacağım dedim. Elim ayağım tuttuğu sürece bu tur bitmeden ülkeme dönmem. Her gün farklı bir yer görmek farklı yerlerde uyanmak farklı insanlarla tanışmak muhteşem bir duygu. Bunu bisikletle yapıyor olmaksa ayrıca muhteşem, hele bu işten para da kazanıyorsan daha ne ister insan Nilay. Böyle bir adama sıkılmadın mı bunalmadın mı, manyak mısın demek bence manyaklık.

14) Tanıdığım pek çok gezgin ya çoktan yaşamak istediği yeri bulup taşınmış ya da bir ülke için gelecek planları yapmış. Senin yaşayacak kadar çok sevdiğin ya da seyahat için bile olsa tekrar dönmek istediğin bir yer oldu mu? Yoksa ben ülkemden başka bir yerde yaşayamam diyenlerden misin?

Bir nokta var. Paylaşmayı da düşünmüyorum. Türkiye de istediklerimi yapamazsam durmamı gerektiren hatta sonrasında paylaşım yapmamı gerektiren bir durumda kalmayacak.

15) Bisiklet aşkı olan fakat henüz uzun yola çıkmaya cesaret edememiş takipçilerine ne tavsiye edersin?

Tabi ki insanlara kalkıp benim gibi Dünya turu atın demiyorum. Hepimizin bu hayatta ki sorumlulukları tercihleri farklı. Bisikletle olmasa bile gezmek oldukça önemli. İmkânlarımız doğrultusunda kesinlikle gezip çevremizi araştırmamız çok önemli. Bildiklerimizi öğrendiklerimizi paylaşmamız özellikle bunları çocuklarımıza anlatmamız geleceğimizi değiştirecektir. Sınırlı bir yaşam serüvenimiz var. Bu yüzden bu süreci insan gibi yaşayarak her canlıya saygı duyarak geçirmenizi temenni ederim.

Güney Afrika Cape Town’dan sevgiler.

Evden Uzakta’yı Facebook, Instagram ve Youtube hesaplarından takip edebilirsiniz.

Tagged , , , , , , .

One Comment

  1. Türkiye’de bisikletlilerin hali böyle olduğu sürece isteklerini gerçekleştiremeyeceği aşikar, sonunda o noktaya gidecek. Ve ben dünyayı gezerken o noktayı bulup Gürkan Genç’in tavsiyelerini dinleyeceğim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir