Amerika’ya Gitmek İçin Nedenlerim Var!

‘Amerika beni hiç meraklandırmıyor.’ lafını bu aralar çok sık duyar oldum. Gitmeden bir yeri yargılamak (olumlu ya da olumsuz) beni gerçekten rahatsız ediyor. Şayet ‘Amerika’ya gitmek için ölüyorum, bu hayattaki tek amacım.’ deseydiniz de aynı tepkiyi verirdim. Fakat bu yargılamaları yapanların çoğunun Kanada, Avustralya, Amerika ülkelerinden hiç birine gitmediğini görünce işin aslını anlıyorum. Her ne kadar Afrikaya Asyaya gidin diye ısrarlı olsam da, gelişmiş birinci dünya ülkelerini görmeden hiç birinin değeri kalmıyor. Çünkü her hangi bir şeyi karşılaştırmanın tek yolu, tam tersini deneyimlemekten geçiyor. Para içinde yaşayan birinin, 10tl’nin hesabını yapan kişinin tutumluluğunu anlayamayacağı gibi, zaruri ihtiyaçlar dışında hiçbir şeye para harcamayan biri, paranın yaşattığı keyif duygusunu da asla öğrenemeyecektir. Bu karşılaştırmada kazanan yoktur. İki taraf da yapamadıkları yüzünden kaybetmektedir.

Ortaokul çağımda ikinci bahar dizisiyle başlayan Amerika hayallerim, çok yakın bir arkadaşımın oraya taşınması ile gelişti, alıp başımı gitmek istediğim bir tarihte de benim için Amerika’dan başka bir seçenek kalmamıştı. Ben, gitmeden önce, şuan sinir olacağım tiplemeler gibi yatıp kalkıp Amerika’yı düşünüyordum. Herşeyi bırakıp, Amerika’da dil eğitimine giderken, farkındalığımın, bakış açımın bu kadar artacağını bilmiyordum. Yalnız kaldım, adapte oldum, dil öğrendim, çevremi genişlettim, bir sene boyunca tek başıma gezebildiğim her yeri gezdim. Öyle şehir içinde de değil, Amerika’nın bir çok eyaletini gördüm, Amerikalılarla birebir yaşadım.

Şimdi gelelim Amerika’nın olumlu ve olumsuz yönleri nedir, neden gitmeli, neden gitmemeli inceleyelim.

1) Özgürlük

Eğer ülkeler arasında reklam oskarı verilseydi, kesinlikle o oskar Amerika’ya giderdi. Kendi özgürlüğünü, kendi imkanlarını, hayat standartlarını bu kadar ballandıran başka bir ülke daha görmedim. Bir Amerikalı arkadaşım, Amerikadaki evsizlerin bile kendi istekleri ile sokakta olduklarını, ülkenin onlara yatacak yer vermesine rağmen, onların sokakları tercih ettiğini söylemişti. Ne dersiniz? Tam tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıktı hikayesi.

Gitmeden istediğim tek şey, sokaklarında huzurla dolaşabileceğim, eşitsizlikleri sorgulamayacağım, kıyafetlerime göre yargılanmayacağım bir yerde olmaktı. Gidince tam tersi ile karşılaştım. Kapitalizmin ortasında, her gün yeni bir kıyafet almaya teşvik edilen bir nesilin, marka karşılaştırması yaparak nasıl mahvolduğuna tanık oldum.

Evet Amerika çok özgür bir ülke. Size seçenekler sunuyor. Bu çok yaygın bir psikolojik uygulama. Size kendi belirlediği seçenekler arasında seçim yaptırıp, kendinizi özgür hissetmenizi sağlıyor.Hadi söyleyin;  Prada mı, channel mi? Maybelline mi, dior mu? Five guys mı, Mc. Donalds mı?

 amerika-1

2) Alışveriş

Nerde kalmıştık? Kapitalizm diyorduk, tüm dünyada akım haline gelen markalar diyorduk. Tabi bunların en ucuz olduğu yer neresi? Tabiki menşei ülke, Amerika. Sırf bunun için Amerikaya geliyorsanız benim için cicişlerden farkınız yok tabi:) Önce gezin görün sonra gitmeden bir de alışveriş merkezlerine uğrayın bir zahmet. Canım cicişlerim benim.. Sizi de seviyorum:)

3) Sanat

Bilmiyorum Dünyanın başka bir yerinde bu kadar sanatla içiçe olabilceğiniz yerler var mı? Ben görmedim. Şayet, herkesin gitmek için yanıp tutuştuğu, Dünyanın en iyi dans, oyunculuk, müzik eğitimleri burada veriliyor. Adım başı, kendi yaptığı sanatı satmak için yüreklendirilen insanlar mevcut. Tren yolculuğunuz bile sessiz geçmiyor. Mutlaka kalbinizi yaran bir kemanist bir köşede çalıyor, dans gösterisi gününüzü güzelleştiriyor..

Her müzenin ücretsiz olduğu bir gün var. Dünyaca ünlü müzisyenler, mutlaka ücretsiz konserler veriyor, yıllık sanat sergileri yapılıyor, dilenceler bile ‘neden yalan söyleyeyim, bira alacağım’ pankartları taşıyıp kendi sanatlarını icra ediyor..

Ya da müzikaller. Bana Broadway’de müzikale gitmemiş biri, ruhani huzurdan bahsetmesin.

Sokak sanatı desen, Ankara kedisi misali ilkokul birinci sınıf düzeyini çoktan aşmış.

 amerika-2

4)Sinema

Herşeyi bir kenara bırakırsak, Amerikanın dünyada hakim olduğu en iyi şey benim için sinema. Eğer Hollywood olmasaydı, bakış açımı bu kadar geliştirecek hiçbir filmi izleyememiş olurdum. Kelebek etkisi, 21 gram, The Truman Show, The Martian (Marslı)..

Söyleyin bana aranızda kim, Sex and the City/ Pretty Woman (Özel bir Kadın)/ Godfather’i izleyip New york’a, Hangover’ı izleyip Vegas’a, Sweet November (Kasımda Aşk Başkadır)’ı izleyip San Franciskoya, Dexter/ Miami Vice’i izleyip Miami’ye gitmek istemez ki?

5)Eğlence

Eğlence sizin hayatınızda ne kadar yer kaplıyor bilmiyorum ama benim için o oran baya yüksek. Ve Amerika bu işte bir dünya markası. İngiliz kültürünün devamı olarak pub ve bar kültürü yanında, gece klupleri, teras barlar, konserler, havuz partileri, ev partileri, happy hourlar saymakla bitmez. Bana göre zamanını en iyi şekilde geçirdiğin herşey eğlenmeye dahil. Yani sahilde gün doğumu yogalarına katılmak, en güzel yemekleri yiyebileceğiniz restoranlarda laflamak, dalış yapmak, uçaktan atlamak da buna dahil.. Siz isimlendirin, Amerika yapsın..

6) Deneyim

Amerika büyük bir ülke olduğu için gittiğiniz her şehirde farklı bir kültürle, farklı coğrafik yapıyla karşılaşmak da seyahati deneyime çeviren ayrı bir etmen. Mesela New york’ta dünyanın ekonomik kararlarının alındığı gökdelenler arasından geçip huzurlu parklarda soluklanmak, Miami’de okyanus ve salsaya doymak,  San Francisco’da yokuşlardan sıkılıp tramvaya binmek, Los Angeles’da ünlülerle karşılaşmak, tarihi route 66’da ülkenin en batısından en doğusuna araç kullanmak, Pennslvanya’da elektrik kullanmayan amişlerle yemek yemek, Boston’da beyzbol maçı izlemek, dünyayı değiştirmiş profesörlerin gittiği kütüphanelerde kitap okumak çok ayrı deneyimler.

7) Doğal Güzellikler

Amerika doğal güzelliklerine sahip çıkıp, koruyabilen en güzel ülkelerden. Grand Kanyon, çöller, Niagara şelalesi, Monarch Butterfly Reserve, Everglades, Denali Milli Parkı, ölü vadi ve milyonlarcası.. Hepsi birbirinden özel muhteşem yerler..

Local guide holding dead monarchs from February 2002 die-off, caused by freezes and habitat loss, Sierra Chincua Monarch Butterfly Sanctuary, Monarch Butterfly Biosphere Reserve, Michoacan, Mexico.

8) Tarih

Her ne kadar Amerika’nın tarihi yok bıdı bıdı desek de, ben (yaklaşık) üç yüz yıllık bir tarihi de yeterli bulanlardanım. Amerika, Benjamin Franklin, Thomas Edison, Martin Luther King, Bill Gates, Elvis Presley, Steve Jobs, Walt Disney, Muhammed Ali, Frank Sinatra, Louis Armstrong, John Lennon’u görmüş bir ülke. Şimdi bir düşünün bu isimler olmasaydı hayatımız aynı olur muydu?

9) Gelişmişlik

‘Abi adamlar yıllar öncesinden bunu bile düşünmüş!’ demekten kendinizi alamayacağınız bir yer Amerika. Her yaşanılası yerde olduğu gibi vatandaşların hayatta kalmak için uğraşmadığı, ülkenin vatandaşların her ihtiyacını gözeterek çalıştığı yerlerden. En küçük örnek, uzun yolda araba kullanırken otoban çıkışlarının çok ayrı numaralandırıldığını görürsünüz. Arada kalan rakam boşlukları, ileriki yıllarda aradaki bölgeye kurulabilecek olası yerleşimleri gözeterek bırakılmıştır.

10) Çok kültürlülük

Dünyada her milletten ırka kapılarını açıp, hoşgörü gösterebilen, herkese aynı yaşamsal hakları verebilen çok fazla ülke bulunmuyor. Amerika bu ülkelerden biri. Gittiğiniz her şehirde dünya mutfağı bulmak yanında, yeni kültürleri başka yere gitmeden öğrenebilmek de bu işin en güzel tarafı..

Kapanışı Imagine ile yapıyorum, bol bol dinleyelim:)

New York yazısı için buraya tıklayabilirsiniz.

New York’un en iyi terasları yazısı için buraya tıklayabilirsiniz.

Miami yazısı için buraya tıklayabilirsiniz.

Evden Uzakta’yı Facebook, Instagram ve Youtube hesaplarından takip edebilirsiniz.

Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , .

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir