Seyahat Etmek Hayatımı Mahvetti!

Sevmek.. Ne büyük bir kelime.. Ve her zaman sizi mutlu etmesi garanti olmayan bir fiil..

Seyahat etmeyi sevmeyen, geri çevirecek kimseye rastlamadım! Sorsanız herkesin tek hayali yeni yerler görmek. Fakat seyahat etmenin,  ilk adımı atıp yola çıkmanın ve onu sevmenin, yaşatacağı en kötü duygu ne biliyor musunuz; artık ona bağımlı olarak yaşayacak olmanız..

Çevremde henüz yurtdışına çıkmamış, ya da gittiği yerler bir elin parmaklarını geçmeyecek arkadaşlarım var. Her konuştuğumuzda, konu ne zaman benim seyahat etmeme gelse,  beni takdir ettiklerini ve benim yerimde olmak istediklerini vurgularlar. Onlara gezme nasihatı verirken hep içimden bir ses ‘yapmaaa!’ diye haykırır! ‘Yapma, onların hayatını da önüne geçilmeyecek bir raddeye getirme!’

 * Bu fotoğraf bana ait değildir.

Bir sürü gezgin tanıdım.. Çokça çıkıp, dönemeyen, ya da geri gelince boşluğa düşen hikayeler dinledim.. Tekrar 9:00-18:00 bir işte çalışamayan, tüm öğrencilik hayatı diplomalarını çöpe atıp, tamamen bambaşka bir alanda sıfırdan iş hayatına başlayan, dönünce kaldığı yeri, doğduğu ülkeyi sorgulayan, geride bıraktığı insanlarla aynı bağı kuramayan, her an yolda deneyimlediği hikayelerle yaşayan.. Sadece Türkler değil, Kanadalı, Avustralyalı, isviçreli, italyan, Fransız..

Evden uzakta yeteri kadar kaldığınızda, artık bir yere ait olamamak, hayatta yaşayabileceğiniz en kötü duygu.. Ne zaman, nerede hareket etmeyi bitireceğinizi bilememek, tüm kazancınızı yollara yatırmak, kendinize ya da evinize değerli hiç bir şey alamamak, bir daha yola çıkınca herşeyinizi satmak zorunda olmak da artısı..

Bir de dönünce herşeye, herkese, en çok da kendine yabancı olma kısmı var tabi. Yıllardır yediğin içtiğin insanlarla bile konuşacak tüm konuların seyahat etmeye geldiğini anladığında hissettiğin garip bir suçluluk duygusu.. Sanki gezdiğin zamanlar haricinde bir hayatın yokmuş gibi yaşadığın boşluk..

İnsanlar sana işinin ne kadar yorucu olduğunu anlatmaya çalışırken, içinden geçen ‘İnsanlar nerelerde nelerle boğuşuyor, kimisi de hala sevmediği işte çalışarak her gün beddua ediyor!’ gibi düşüncelerin önüne geçememek..

Çevrende birileri pahalı alışverişler yaptığında ‘o parayla kaç çocuğun doyabileceğini ya da kaç ülke görülebileceğini’ hesap etmek..

Asıl olay, çevrende artık eyleme geçemeyen insanlara duyduğun saygıyı ve tahammülü kaybetmek.. Şu dünyada kimseye yararı dokunmayan insanların yüzüne bakamamak, bir şeyler üretmeden sadece tüketen insanların günahlarına ortak olamamak..

Bir de Türkiye gibi bir yerde insanların yargılarıyla baş etmek başlı başına bir problem.. ‘Aylak aylak gezmek, bir baltaya sap olamamak, tek başına, kız kısmı, paraları çarçur etmek’.. İnanın bana, Türkiye’de başvurduğum bir çok işten geri çevrilme nedenim;  ‘çok gezmem ve canım bir şeye sıkılsa alıp başımı gidecek imajımın olması’ idi..

Bu öyle garip bir yaşam biçimi ki, tam istediğiniz gibi dolu dolu yaşadığınızı bilmenize rağmen, garip bir ‘acaba’ barındıran. Bir yerde senelerce kalmanın hissettirdiği sıkıntıyı anlatamamak.. Dünyayı gezip döndükten sonra her şeyin daha güzel olduğuna ikna olamamak..

Evet seyahat etmek, yapmaktan asla pişman olmayacağım, şu hayatta sahip olduğum en güzel değerleri bana katan bir eylem.. Peki ya sonrası..?

Evden Uzakta’yı Facebook, Instagram ve Youtube hesaplarından takip edebilirsiniz.

Tagged , , .

2 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir