Dünyanın Bütün Masallarının Gizli Başkenti; Namibya

Size de olur mu bilmiyorum! Bazen bir şeyi çok istediğinizde, olası tüm problemlerle karşılaşır, gördüğünüz zorluklar yüzünden istediğiniz şeyin gerçekten o olup olmadığını sorgularsınız.. Yerli kabilelerin derilerinden, gün batımlarına, okyanusa kavuşan çöl kumullarından, tercih edilen kıyafetlere kadar turuncunun elli tonunu görebileceğiniz, Dünyanın bütün masallarının gizli başkenti Namibya serüveni benim için tam olarak böyle başlıyor. Çok uzun değil belki bir sene öncesinde haritada Namibya’nın nerede olduğunu bile gösteremezken, seyahat ederken yolda karşılaştığım gezginlerin olağanüstü bir şeyden bahseder gibi bahsettiklerini gördüğümde,  karar verip, planlarımı değiştirip rotama Namibya’yı da ekliyorum.

Namibya öncesi bulunduğum Güney Afrika Cumhuriyeti’nin en güzel tarafı; araç kiralamanın çok ama çok ucuz olması. Böylelikle hem Güney Afrika’yı hem Namibya’yı araçla boydan boya keşfedebiliyorum. Aylarca toplu taşıma araçlarında keçilerle seyahat ettikten sonra, kendi özel arabamda seyahat etmek tam bir lüks . Günlük on beş dolara kiraladığım klimalı aracım ve Cape Town’da bir günde alacağımı zannedip, bir hafta bekledikten sonra aldığım vizem ile nihayet yola çıkıyoruz. İşin komik kısmı Namibya, Afrika yolculuğumun son ayağı olduğu için Türkiye’ye dönüş biletimin üç hafta sonra değil de, iki hafta sonra olduğunu öğrendiğimde de bu aksiliklerin peşimi bırakmadığına emin oluyorum..

Yollar uzun, huzurlu.. Yaklaşık sekiz saat araç kullandıktan sonra Namibya sınırına akşam varabiliyorum. Afrika’da araç kiralıyorsanız öğrendiğiniz ilk şey, akşam kesinlikle araç kullanmamanız gerektiği oluyor. Namibya her ne kadar Afrika’nın Avrupası denebilecek kadar temiz, eğitimli ve güvenli  bir ülke olsa da işi şansa bırakmak istemeyip, tavsiyelere uyarak, sınırı geçer geçmez ilk kamp alanında konaklamayı tercih ediyorum. Ertesi sabah Orange kanyonda çadırdan çıkıp, altın rengi gün doğumunu gördükten sonra daha önce görmediğim kadar ilginç bir ülkede olduğumu anlıyorum.  O gün not defterime ‘Bunu söylemek için erken biliyorum ama sanırım Namibya hayatımda gördüğüm en güzel ülke.’ notunu alıyorum.

Namibya’da sınır kapılarına giden ana yol dışında tüm yollar toprak. Hatta zaman zaman taşlı. Yolda araç sürerken; saatlerce biriyle karşılaşmak neredeyse imkansız. İnsan bir yerden sonra halüsinasyon görmeye başlıyor. Saatler sonra biriyle karşılaşınca iş, kornalaşıp el sallaşmaya dönüyor. Yollar uzun, acıkınca duracak bir yer olmadığı için herhangi bir ağacın altında öğle yemeği yiyorum, yolda çürümeye yüz tutmuş arabaları fotoğraf için kullanıyorum, çöle varınca kutlayıp şampanya patlatıyorum, market bulunca bir daha bulamam diye stok yapıyorum. Yolların bozukluğu ve ıssızlığı, sıradan bir araba kulanmayı bile deneyime dönüştürüyor. Bir kere de tekerleği patlatıyorum. Namibyaya giden herkes gibi ben de lastik sigortası yaptırıyorum ama lastiği saatlerce değiştirememek, çöl sıcağında dışarda harap olmak, geçen her arabanın durup yardım teklif etmesi bu durumu unutulmaz kılıyor.

Boydan boya Güney Afrika’yı gezerken kiraladığım araç gibi, Namibya için kiraladığım araç da tıka basa yemek, kap kaçak, couchsurfing hostumdan ödünç aldığım dondurucu ve gazlı ocak, bol bol makarna, kuru gıda, sırtçantaları, çadır, uyku tulumu, biraz da şarapla dolu. Her turist broşürünün Namibya için önerdiği, üstünde çadır olan  4*4’leri, günlük kiralama fiyatları 80 dolardan başladığı için kiralayamıyorum ama ne zaman bu araçları olan biriyle kamp alanlarında karşılaşsam, buz dolaplarında taşıdıkları yiyeceklerin bolluğunu, sosları, baharatları, masa ve sandalyelerini,  her türlü mutlak eşyasını görünce çok özeniyorum. Şayet benim yemek yeme olayım haftalardır ne bulursam tadında.

Geçen bir haftada bir çok mucizeye tanık oluyorum. Orange ve Fish River Kanyonunu görüyorum. Sossusvlei ‘de ünlü Ölü Vadi’de kurumuş ağaçlarla dans ediyorum.  Walvis Bay’de doğal ortamlarında yaşayan pespembe flamingoları fotoğraflıyorum. Cape Cross’da denizayısı kolonisini ziyaret ediyorum ve üzerime sinen kötü kokularını yıkanmama rağmen iki gün üstümden atamıyorum. Oğlak dönencesinden geçiyorum. Dünyanın en eski çölünde gün batımını izliyorum. Kolmanskop’da Almanların dünya savaşı öncesi ve sonrası mücevher aramak için gelip lüks içinde konakladığı, terkedilmiş evleri geziyorum.. Pırlanta için akıtılan kanların hikayelerini dinliyorum.. Yol boyunca vahşi atlara el sallıyorum. Çölün okyanusla buluştuğu noktada durup şükrediyorum.

 

Rüyadan kazara duran otobüse çarptığımızda aniden uyanıyorum.. Araç sigortam olmadığı için Namibyanın başkenti Windhoek ‘a gidip araç değiştirmek zorunda kalıyorum. Namibya’nın gelir düzeyi yüksek olduğu için herşey gibi araç kiralama da o kadar ucuz değil. Araba masrafım bir hafta için günlük 25 dolara yükseliyor. Planım Güney Afrika’dan kiraladığım aracı yaptırmak için bırakıp, başka bir araç kiralayarak gezimi aksatmadan yola devam etmek. Kuzeyden tekrar Windhoek’a döndüğümde de eski aracı alıp, eve dönüş uçağımın olduğu Güney Afrika’ya kadar tam gaz geri dönmek. Neyseki işler çok kolay gelişiyor, ucuz bir tamirci bulup, yeni aracımla tekrar yola koyuluyorum.

Namibya’da kuzeye çıkıldıkça yağış oranı ve yeşillik artarken, medeniyet geriliyor. Windhoek sonrası Namibya’nın en kuzeyi Opuwo’ya kadar çıkıp Himba kabilesini ve Hereroları görmek için sabırsızlanıyorum. Namibya’nın en kuzeyinde olduğu için burası çok turist çeken bir yer değil. Tur dışında cesaret edip giden çok fazla insan da yok. Kabileler nerde yaşar, hangi dili konuşur, onlarla nasıl anlaşırım tam bir muamma. Kasabaya girer girmez ortalıkta dolaşan binlerce değişik giysili ya da çıplak insanı görünce gerçekten şok oluyorum. İnsanların fotoğraflarını çekmek için ölüyorum ama sırf çıplaklar diye de onların fotoğraflarını çektiğimi düşünürler diye de çok gerginim. Bunca yıldır seyahat etmeme rağmen kültürünü bu kadar koruyabilen, işi para kazanmaya dökmemiş en muhafazakar kabile Himbalar. Okula gitmiyor, duş almıyor, derilerini kahverengi hayvan yağı ile koruyorlar. Aileler çocuklarına 2-3 yaşlarındayken eş seçiyor ve 15-16 yaşına gelince de evlendiriyor. Küçük yerleşimlerde anne, baba, çocuklar ve torunlar hep beraber yaşıyor. Kız çocukları evlenince, kocasının kasabasına taşınıyor. Erkekler, birden fazla kadınla evlenebiliyor. Market alışveriş yaparken, barda bira içerken ya da toplu taşıma araçlarında çıplak himbaları görmek çok olağan.

Opuwo sonrası,  Etosha Milli parkının yanından geçerken safari yapıp yapmama konusunda kararsızım. Çünkü bu yaklaşık yedinci safarim olacak ve doğruyu söylemek gerekirse Kenya Masai Mara’dan sonra hiçbir yer tad vermeyince, Etosha Milli Parkı için de çok bir beklenti içinde değilim. İnternetten günlük safari ücretinin inanılmaz ucuz olduğunu öğrenince tekrar safari yapıp yapmama sorusu cevabını buluyor. Gün sonunda Etosha, Kenyadan sonra benim ikinci favorim oluyor. Üstelik Kenya’da bir günlük safariye 125 dolar ödemişken, Namibya’da sadece beş dolar ödeyip, self drive safari (kendi sürdüğün araçla safari) deneyimi yaşamak da beni çok mutlu ediyor.

Yol dönüşü iki çocukla Namibya’ya taşınmış Türk gezgin arkadaşlarımı ziyaret ediyorum. Afrika’da seyahat ederken, yeni deneyimlere daha açık olduğum ve çevreye güveni öğrendiğim için, yeni insanlarla iletişimimim de kolaylaşıyor. Couchsurfingle ya da airbnb ile evinde konakladığım, araçlarını paylaştığım, aynı yerde gönüllülük yaptığım, yol arkadaşlarım bazen çok kısa bir sürede en yakınlarıma dönüşebiliyor.

İki hafta sonunda ben yine yeni maceralara çıkmak üzere Namibya’yı terk ediyorum. Geriye, evimin her yerine astığım inanılmaz Namibya fotoğrafları kalıyor.

Yazım kaynak; http://www.hurriyet.com.tr/bu-kabilede-kadinlar-ciplak-gezmek-zorunda-40263871

 namibya-rotasi-nilay-kahyaoglu

 

Nasıl Gidilir?

İstanbul’dan direk uçuş bulunmasa da hemen hemen her gün uçak bulunabiliyor.

Ne Zaman Gidilir?

Mayıs- Eylül ayları arası kuraklığın ve yağışın çok fazla hissedilmediği aylar.

Vize

Vize için; pasaportun tüm sayfaların fotokopisi, banka hesap bilgileri, fotoğraf, dönüş bileti, konaklayacağınız otel rezervasyonları, sarı kart, başvuru formunun doldurulması isteniyor. Ayrıca araç ile giriş yapıyorsanız araç için çıkış belgesi isteniyor. (Bunu aracı kiraladığınız yerden alıyorsunuz ama bu belgeyi almak da bazen bir hafta sürüyor.) Vize ücreti 50 Amerikan doları. Benim vize cevabı, tatile denk geldiği için bir hafta sürdü, normalde max 3 gün sürüyormuş.
Ayrıntılı bilgi; http://www.namibianembassyusa.org/page/application-for-visa-or-permit

 

Kaç Gün Kalmalıyız?

Ben kesinlikle en az 3 hafta öneriyorum. Ben, uçak biletimin tarihini yanlış hatırlamasaydım, Namibya’ya ayırdığım süre üç haftaydı. İki haftada da her yeri gezdim ama çok koşturmalı bir gezi oldu.

 

Para Birimi

Namibya ve Güney Afrika ülkeleri arasında imzalanan anlaşmaya göre Namibya doları ve Güney Afrika rand’i eşit tutulmuş. Çoğu yerde rand de kabul ediliyor. Bu yazıda kullanılan para birimi; Namibya dolarıdır.

nam_1

Konaklama

1) Amanzi Camp Site/ Orange River Canyon 90$ kişi başı+ 50$ araba için ödüyoruz.

2) Ai Ais Hot Spring Resort/ Fish River Canyon kişi başı 169$ ödüyoruz. Kamp alanı kötü çünkü toprağın üstünde kamp yapıyoruz. 2 adet havuzları var. Hot spring dedikleri su 63 derece!

Hobas’taki, Fish River Canyon View Point’e giriş ücreti 85$ kişi başı. Kamp alanını geçtikten sonra manzara noktasına ulaşılıyor. Burada bir grup turla gezen gençle karşılaşıyoruz. Fotoğraf çekilirlerken rehber gülümse, ‘hobas deee’ diyor ve çoğu hobas ne demek diye cevap veriyor! İşte turla gezince bulunduğunuz yerin adını bile çoğu zaman öğrenemiyorsunuz! Ai Ais’den Luderitz’e yaklaşık 5-6 saatte ulaşıyoruz. Etrafta hiç bir şey yok. Yolun toplamında 2 ya da 3 restoran görüyoruz.

3) 2 gün Lüderitz Backpackers’da kalıyoruz. Kişi başı günlük 120$ ödüyoruz. Günlerdir aradığımız interneti sonunda burada bulabildik. Lüderitz küçük ve sevimli bir liman kasabası. Alışveriş merkezlerinde her şey var. Kolmanskop’a 3 kere gidiyorum. 2 tanesi para vermeden kaçak! (Bununla tabiki övünmüyorum) Girişler 9:00-11:00 arası. Çalışanlar sabah 7:30 da gelip, 16:00 gibi gidiyorlar. Yani kaçak girmek isteyip, gün doğumu ve gün batımı fotoğraflarını izinsiz çekmek isterseniz bu saatler dışında orada olmalısınız. Normal giriş ücreti ve rehberlik kişi başı 85$. Fotoğraf izni almak isterseniz kişi başı 250$ geliyor. Kolmanskop’u mutlaka ama mutlaka rehberle gezmenizi öneriyorum. Almanların dünya savaşı öncesi ve sonrası değişik mücevher arama şirketleri ile buraya yerleşip, on küsür yıl yaşadıkları hayatı öğrenin. 1900’lü yıllarında başında her evde telefon, su olmasını dinleyin, barlarını, şampanya odalarını görün. Sahip oldukları koskocaman hastanede bulunan ultrasonun, kaçak mücevher arama için kullanıldığını öğrenin. 800 küsür Namibyalı sözleşmeli işçinin, Almanlardan ayrı yerde hemen dışarıda yaşadığı evleri görün. Şuan terkedilmiş ama inanın o evleri gezerken içiniz ürperiyor.

Lüderitz’den sürerken Aus’a gelmeden, Garub’da vahşi atları görmek için duraklıyoruz. Çok şanslıydık, atlar da bizle aynı anda su içmeye yanımıza geliyor.

4) Sossusvlei/ Deadvlei Sesriem Camp alanında kalıp, konaklamaya servet ödüyoruz. (180$ kişi başı) Ayrıca kaldığınız her gün için park ücreti istiyorlar. (80$ kişi başı) ‘Ben zaten konaklama ücreti ödedim, Ölü vadiye gitmeyeceğim.’ deme şansınız yok. Her park giriş izni 24 saat geçerli. Ama check out 13:00’de olduğu için, ilk gittiğiniz gün izin alıp parka girmezseniz ve gün doğumu/ gün batımını izlemek isterseniz 2 günlük park giriş ödeme ücreti ödemek zorunda kalıyorsunuz.

 

5) Walvis Bay Lagoon Chalets’de kampa kişi başı 125$ ödüyoruz. Walvis Bay’de flamingoları görüyoruz. The Raft Cafe’de lokal fıçı biralarını test ederek gün batımını izliyoruz.

Çöl kum tepelerinin okyanusla birleştiği nokta olan Sandwich Harbour’ı görmek çok etkileyici. Bütçeniz el verirse burada helikopter turu ya da Dune 7’da sand boarding, skydiving gibi turist atraksiyonları yapılabilir.

6) Swakopmund Skeloton Backpackers’da 2 gün kalıp günlük kişi başı 160$ ödüyoruz. Fish and Deli’de yemek yedikten sonra, denizayısı kolonisini görmek için 1.5 saat gidiş sürüş mesafesinde bulunan Cape Cross’a sürüyoruz.

7) Windhoek Backbacker United’de bir gün kalıyoruz ama tavsiye etmiyorum. Backpacker ya da hostel havasından çok, sahiplerinin kimseyi düşünmeden yüksek sesle tv izledikleri bir yer. Dormda günlük kişi başı konaklamaya 140$ ödüyoruz.

8) Outjo’da Etotonwe Camp alanında günlük kişi başı 110$ vererek 2 gece konaklıyoruz. Gündüz Etosho Milli Parkında safari yapıyoruz. Giriş kişi başı 80$, araba için 10$ ödüyoruz. Etosha Milli parkına girer girmez ilk on dakikada 5 tane aslan görüyoruz.  Etosha’ya yakın bir yerde kalmak isterseniz Etosho Safari Camp’da kamp yapmanın ücreti kişi başı 160$. (akşam ve sabah büfe dahil.)

9) Opuwo Himba kabilesini görmeye Namibya’nın kuzeyine çıkıyoruz. Sanırım bu deneyimi kendi arabamızı kullanmasaydık yaşayamazdık. Çünkü Namibya’ya gelen çoğu kişi çok uzak diye burayı es geçiyor. Konaklama için bir kaç seçenek var. Biz merkezde Ameny Camping’de oda kiralıyoruz. Kamp ücreti 90$, oda kişi başı 166$. Bana sorarsanız önceden ayırtıp Opuwo Country Lodge’da 180$’a kamp yapıp harika havuzundan yararlanmanız. Çünkü Opuwo o kadar sıcak ki biz odada klima olmasına rağmen uyuyamıyoruz.

Himba kabilesini yerinde görmek istediğimizi söyleyince, konakladığımız yerin sahibi, rehber olduğunu iddia ederek bizi yaşadıkları kasabalardan birine götürmeyi teklif ediyor. Kasabalara uğrarken, kasaba alışverişi yapıp onları sevindirmemiz gerektiğini belirtiyor. 2 kişi Kasaba turuna 250$, kasaba için market alışverişine 250$ veriyoruz.

10) Otjiwarongo çok gelişmiş, marketlerin, fast foodun olduğu şehir. Okahandja yolunda Weaver’s Rock Camping’de kamp yapıyoruz. Gerçekten görülmeye değer, vahşi hayatın ortasında bir kamp alanı. Bana Avustralya’da kamp yapmayı hatırlattı.

Yeme- İçme

Namibya okyanus kıyısında olduğu için bol bol deniz ürünü yiyeceksiniz. Güney Afrika gibi Namibya’da da büyük bir brai (barbekü) kültürü bulunuyor. Ceylan, antilop, kudu gibi hayvan etleri tadabilirsiniz. Namibya’nın büyük şehirlerinde büyük marketler gibi, fast- food restoranları da bulunuyor. Her türlü sebze ve meyve, iklim koşullarında çok az yetiştirilebildiği için, Afrika’nın kalan ülkelerinden çok daha pahalıya satılıyor. Milli içkileri Amarula mutlaka denenmeli. Yerel biraları Windhoek ise, istemeseniz de her yerde karşınıza çıkacak bir bira.

 

Alışveriş

Özellikle başkent Windhoek’ta haftasonları marketleri bulunmakta. Genel olarak ağaç oyması hayvanlar, süsler, tabaklar alabilirsiniz.

 

Dikkat;

Yola Çıkmadan:

* Yollar genel olarak çok boş ve gidilecek yerler arasındaki mesafeler çok uzun. Bunun için size önerebileceğim şeylerin başında mutlaka yanınıza yemek stoklamanız.

* Eğer 4*4 kiralamadıysanız yolda kalma riskiniz hayli büyük. O yüzden Yol için mutlaka ip (toprakta kalırsanız biri sizi çekmesi için), yedek lastik, almalısınız.

* Lastik sigortası yaptırmalısınız.

* Başınıza lastik patlama, kaza gibi bir durum gelirse sigortadan bu parayı alabilmek için mutlaka fiş ya da fatura sunmalısınız. Bazı araba sigortaları, lastik markasına kadar sigortayı sınırlıyor. Yani belirtilenler dışında marka lastik kullanırsanız parayı vermemek için direniyorlar.

&

Namibya maliyetleri yazısı için buraya tıklayabilirsiniz.

Evden Uzakta’yı Facebook, Instagram ve Youtube hesaplarından takip edebilirsiniz.

Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , .

6 Comments

  1. Swakopmund Skeloton Backpackers’da ben de kalmışım. Fena yer değildi. Windhoek’de ben de yine Backbacker United’de kaldım 2 gece, ben de tavsiye etmiyorum. Bunun yerine Chameleon Backpackers nefis mi nefis bir yer. 2 gündür kalıyorum, 1 hafta daha kalabilirim kimbilir. Tüm turlar dolu, kiralık araç da yok. Semih’i dinlemedim, rastgele takıldım. Bakalım.

  2. Araçsız biraz zor olabilir Kemal,bence bir hafta sonrasına kirala, o arada Windhoek’ta takılırsın. İyi gezmeler, Namibya candır.

    • Teşekkür ederim. 15 gün boyunca genelde kamp yapıp, kendi yemeğimi pişirdiğim için maliyet düştü. Ayrıca safari ve turistik geziler de Afrika’nın geri kalanına göre çok ucuz idi.
      Dikkat: Bu Namibya yazımda kullandığım dolar, para birimi kısmında yazdığım gibi Namibya doları. Maliyetler yazısında kullandığım dolar, Avustralya doları.

  3. çok güzel ve faydalı bir yazı olmuş eline sağlık.Bir konuda yardımcı olursan sevinirim.Ocak-Şubat 2017 de eşimle güney Afrika seyahatine çıkacağız.Namibya yıda eklemek istiyorum ve vize için cape town da müracaaat edecegim.Vize için ne tür belgeler isteniyor,ücreti nedir(bazı yazılarda ücretin bankaya yatırılması gerektiği söyleniyor) Araba ile gittiğin içinmi bir haftada vize alabildin? cevap yazabilirsen çok seviniriz.şimdiden teşekkürler

    • Teşekkür ederim Ahmet Bey. Vize için; pasaportun tüm sayfaların fotokopisi, banka hesap bilgileri, fotoğraf, dönüş bileti, konaklayacağınız otel rezervasyonları, sarı kart, başvuru formunun doldurulması isteniyor. Ayrıca araç ile giriş yapıyorsanız araç için çıkış belgesi isteniyor. Bunu aracı kiraladığınız yerden alıyorsunuz ama bu belgeyi almak da bazen bir hafta sürüyor. Vize ücreti 50 us doları. Bizimki tatile denk geldiği için bir hafta sürdü, normalde max 3 gün sürüyormuş. Sevgiler
      Ayrıntılı bilgi; http://www.namibianembassyusa.org/page/application-for-visa-or-permit

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir