Sıcak Kanlı İnsanların Ülkesi; Malavi

Altı aylık Afrika seyahatim beni bambaşka bir insana çeviriyor. Hayatımı değiştiren şey, yaşadığım kültür şoku, öğrendiğim yeni şeylerin sayısı, varlığımdan daha çok memnun olmamı sağlayacak hayatları görmem  yanında;  kendimi daha özgür ve kendim hissetmemi sağlayan şey plansız seyahat etmek.  Zaman ve para kısıtı olmadan, rüzgarın götürdüğü yere gitmek, daha önce hiç deneyimlemediğim bir şey. Beğendiğim yerlerde bir aydan uzun süre kalıp, bazen çalışıp, beğenmediğim yerleri direk es geçmek benim elimde. Fiyatlar, bütçe stresi yapmayacağım kadar düşük.

Afrika’da seyahat etmek, lunapark treni gibi sizi bir yokuştan diğerine atıyor. Evde yaşadığınız iniş çıkışlarınızın daha büyüklerini yaşamanıza sebep oluyor. Ne kadar çok araştırıp gitseniz de bazı şeyleri kitaplardan öğrenemiyorsunuz.  İlk gördüğünüzde yüzünüze tokat gibi inen yoksulluğa belli bir süre sonra alışmaya başlıyorsunuz. Tabiki duygusuzlaşmıyorsunuz ama topluma uyum sağlıyorsunuz. Bazen kendimi bir dolar için pazarlık yaparken yakalıyorum, su ya da elektrik olmamasına aldırmıyorum, çatal bıçak getirmedikleri zaman ‘Afrika çatalı’ denen elimi kullanıyorum, otobüste yer olmadığı için kucağıma verilen tavukla seyahat ediyorum. Derimin rengi yüzünden farklı ya da şanslı olduğumu hissediyorum.

Seyahate yeni başlanıldığında sahip olunan adrenalini bol olan günlerden birinde, seyahatimin üçüncü ayının sonuna yaklaşırken, hiç planlarımda olmamasına rağmen Malavi’ye yolum düşüyor. Malawi, gelir seviyesinin inanılmaz düşük olduğu, yoksulluğu her köşede hissedeceğiniz bir ülke. Afrika’nın genelindeki gibi büyük şehir hayatları olmayan, insanların hala balıkçılık, tarım ve tahta yontmadan para kazandığı bir yer. Ulaşım, konaklama ve yemek seçeneklerinin çok ucuz olması ve insanların sırtçantalılara çok iyi davranması da burayı turistik hale getirmiş. İnsanlar o kadar cana yakın ki; hemen hemen herkes gelip tanışmak istiyor, saatlerce soru soruyor, çocuklar koşa koşa gelip boynuma atlıyor. Sırtçantalı rotası genel olarak Malavi gölünün çevresine kurulu.  Gölde bulunan bilharzia paraziti, hastalık riski taşısa da, internette bu hastalığa yakalanmış örnekler çok sınırlı olduğu için kimse aldırış etmiyor. Şayet göl, uzak durulamayacak kadar huzurlu.

Tanzanya  sınırına kadar bindiğim dolmuştan inip, Malavi sınırına yürüyorum. Sınırda işlem sırası beklerken, bir turist otobüsü yanaşıyor ve içinden inen grupla konuşma fırsatı yakalıyoruz. Benim, tursuz Afrika’da gezmeme çok şaşırıyorlar. Seyahat ettikleri otobüsü görseniz savaşa gidiyorlar sanırsınız. Camlar telli, yerden 2 metre yüksekte, full ekipmanla dolu.. Daha sonra bu grupla kamp alanında da karşılaşıyoruz. Kamp alanının dışına çıkıp markete gitmeye bile korktuklarını görünce, özgür seyahat etmenin kıymetini daha iyi anlıyorum. Pasaportuma Malawi pulu bastırdıktan sonra, tekrar dolmuş durağına yürümeye başlıyorum. Afrika’nın her yerinde olduğu gibi dolmuş şöforleri yine Mzungu (beyaz turist- söğüşlenecek adam) müşteri için kavga etmeye başlıyor. Kimi sırtçantamı çekiştirirken, kimi beni kendi dolmuşuna itelemeye çalışıyor. İngilizce ikinci resmi dilleri olmasına rağmen, iş fiyat belirlemeye gelince herkes Çevaca konuşmaya başlıyor.

Sınırdan sonra ilk durağım Livingstonia. Kamp alanının sahibi yine buraya daha önce taşınıp iş kurmuş beyaz bir turist. Malavi’de işletme açan yabancılar Malavi’nin para birimi olan kwachanın düzensiz hareketini çok güzel kullanıyor.Fiyatlar her gün değişiyor.  Üstüne bir de dolar üzerinden çevirme komisyonu alıyor!

mal3

 

Ertesi gün tekrar göl kenarına giden dolmuşların kalkış yeri olan Mzuzu’ya gitmek zorunda kalıyorum. Malavi’de azami limit 80km olmasına rağmen, şoförler birbiriyle yarışıyor. Uçurumların yanından fren sıkıp kayarak geçiyor. Bu sefer Malavi’nin herkes tarafından övünen yeri Nkata Bay’e gidiyorum.  Malavi’de esrar kullanmak, taşımak ve satmak yasak olmasına rağmen, ‘Malavi Altını’ ismini alacak kadar ticareti yapılıyor. Hatta ‘Nkata Bay’de tanıştığım ilk kişi bana ‘merhaba ben lokal esrar satıcısı, Lucky Coconut’ diye kendini tanıtıyor. Hayatımda ilk kez para kazanmak için değil de, sırtçantalıları hoş tutmak için açılmış bir yerde konaklıyorum. Her gün bir şeyler bedava oluyor. Ben de Mayoka Village’de haftalarca kalıp kafamı dinliyorum, çadırımı yeniliyorum, yeni yıl kostüm partisine katılıyorum, yine benim gibi yavaş seyahat eden bir sürü yeni arkadaş ediniyorum, kamp alanının köpekleri ve evlat edindiği çocukları ile eğleniyorum, bol bol kayık sürüyorum. Hatta o kadar fazla kalıyorum ki çadırda konaklamama kıyamayıp, üç gün ücretsiz oda teklif ediyorlar.

Nkata Bay sonrası, yeni tanıştığım arkadaşlarımla topluca ‘mv chambo’ adı verilen lokal botlarla Likoma adasına gitmeye karar veriyoruz. Bot yine tıka basa dolu, son ses müzik çalıyor, iki saat denen yol, beş saate çıkıyor, o kadar sallanıyoruz ki midemi yerinde zor tutuyorum. Likoma adası yol üstünde olmadığı ve gemi adaya sadece haftada bir kez geldiği için, hiç bir şey olmayan adada bir hafta kalmak zorunda kalıyoruz. Tabi yerliler, kendi kayıklarını ya da ucuz mango botları kullandığı için büyük gemilerin günlerini çok bilmiyorlar. Arkadaşlarımdan biri koşarken köpek saldırısına uğruyor, diğeri ateşleniyor kimi de eve dönüş  uçağını kaçırma riski yaşıyor.Burdaki yerliler çok fazla turist görmediği için, ben göl kenarında yürüyüş yaparken peşimden geliyor. Çoğu kız çocuğu benim arkadaşım olur musun diye soruyor ve serçe parmağımı tutup söz vermemi istiyor.

Likoma adası sonrası tarihi ilala gemisiyle yolculuk ederek Cape Mclear’a geçmek istiyorum. 30 saatlik gemi yolculuğunda, birinci sınıfın boş güverte olduğunu anlayınca, gemiye çadır açıyorum. Malavi’ye gelen herkesin bildiği şey; Malawi’de her akşam durmaksızın şimşeklerin çakması. Bu sefer gölün tam ortasındayım ve akşam kafama çakan şimşeklerden öleceğimi zannederek uyuya kalıyorum. Gemi her limanda durduğunda çevremizi yerel balıkçılar sarıyor. Nasıl sürdükleri tam bir mucize olan kayıkları ile gemidekilere balık satmaya çalışıyorlar. Hatta Malavi’de kaldığım hostellerin çoğunda bu kayık üstünde beş dakikadan fazla kalma yarışmaları yapılıyor, kazanana bir gün bedava konaklama veriliyor.

mal

 

Cape Mclear’da konaklama karşılığı fotoğrafçılık yapıyorum. Kaldığım yer o kadar güzel ki, benim konaklamaya servet ödemem gerekirken, üstüne bir şeyler almam komiğime gidiyor. Gölün bu kısmında, göl üstünde bir şey yanıyormuş hissi veren  siyah bir duman görülüyor. Aslında bu karanlığın sinek ordusu olduğunu ve yerlilerin sinekler çoğaldığı zaman onları yediklerini öğreniyorum. Malavi’de yerlilerin fare bile yediklerini duyunca, sinek hikayesinden çok da etkilenmiyorum. Bir dolarlık boyamayı satabilmek için satıcılar saatlerce otellerin kapısında bekliyor. Üç yaşındaki çocuklar çoktan iş hayatına girmiş, tahtadan ve plastik bidonlardan müzik aleti yapıp, şarkı söyleyerek para kazanmaya çalışıyor.

Sonraki günlerde yolun yarısının bittiğinin farkına varıp, daha çok deneyime yönelik seyahat etme kararı alıyorum. Fiyatlarının yüksekliği nedeniyle tırmanamadığım Kilimanjaro ve Meru Dağları içimde kalıyor. Ben de bir arabanın kasasında, üç gün boyunca Mulanje dağına tırmanmak için yola düşüyorum. Daha sonra Liwonde Milli Parkı’nda bot safari yapıyorum. Yerliler yine balık tutup üç kuruş para kazanmak için timsahlar ve su aygırıları ile dolu nehirde cirit atıyor. Malavi serüveni yaklaşık bir ay sonunda sona eriyor ve ben Zambiya’ya doğru yola çıkıyorum.

Hürriyet Yazım Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/sicakkanli-insanlarin-ulkesi-malavi-40271491

 

malavi-haritasi-nilay-kahyaoglu

Malavi Rotam;

1) Livinstonia

Tanzanya Mbeya’dan Malavi sınırına kadar dolmuşa bindim. Malavi sınırından tekrar dolmuş (dala dala) bulup kişi başı 3000 mw vererek Mzuzu’ya geldim. Mzuzu’dan da Livinstonia’a giden bir diğer dolmuşa bindim.

Konaklama Beach camp/ Chitimba Camp. http://www.chitimba.com/index.php

Eğer zamanınız varsa Livingstonia’dan sonra, vadiyi tırmanıp, Mashroom farm’da da bir iki gün konaklamnızı öneriyorum. http://www.themushroomfarmmalawi.com/

 

2) Mzuzu

Livingstonia sonrası, Nkata Bay’e ulaşabilmek için binmek zorunda olduğum dolmuşun kalkış yeri olduğu için tekrar Mzuzu’ya gittim. Mzuzu’da dala dala dolmuş durağının karşısında, benzin istasyonunun yanında Midland var. Hindistanlılar işletiyor. Yemekleri inanılmaz lezzetli mutlaka tavsiye ediyorum.

Karşıya geçince Mzuzu Mall var. Neredeyse Amerika marketlerinde bulabileceğiniz her şeyi burada bulabilirsiniz. Hepsi Güney Afrika’dan ithal ediliyor. Ayrıca bu alanda telefon kartı alabileceğiniz kurumsal dükkanlar ve atmler var.  Malavi^de telefon kartı (Airtel ya da TNM) yine çok ucuz ve her yerde çekiyor.

 

3) Nkhata Bay

Konaklama Mayoka Village. Mayoka dışında hiç bir yere gitmeyin:) http://www.mayokavillagebeachlodge.com/

Nkata Bay, marketlerin olduğu, küçük merkezinde aradığınız herşeyi bulabileceğiniz bir kasaba. Yerliler, her gün taze ekmek yapıp satıyor, yerlerde sebze meyva satıyor. Mayoka village’e giden tepenin başlangıcında kaya papaya var. Thai yemekleri yiyip, dondurmayı deneyimleyebilirsiniz. Yine tepenin biraz ilerisinde one life restoran var. Menüsüne bakmanızda yarar var:)

Dikkat; Nkata Bay’de Afrika’nın genelinde olduğu gibi sadece visa logolu atm bulunuyor. Kartlarınız diğer logolara sahipsa Mzuzu’ya dönmek zorunda kalıyorsunuz.

mal5

4) Likoma Adası

Burada konaklama için iki yer var; biri Ulisa Bay Lodge, diğeri Mango Drift. Mango Drift biraz daha pahalı; kamp yapmak 6$, dorm 8$, akşam yemeği 7$ ve çok seçenek yok, bira 1,8$. Gittim gördüm ve kesinlikle havası sırtçantalılara daha uygun. Gezginleri oyalayacak bilardo, kayık gibi bir çok oyuncak bulunuyor. Tabi karşılaştığım insanlardan aldığım yorumlar arasında, buranın yönetiminin sürekli değiştiğini ve düzgün oturmuş bir işletme olmadığı da vardı. Bunun dışında Ulisa Bay Lodge, daha çok tipik Malavi konaklaması tarzında, daha ucuz; kamp yapmak 4$, dormları daha kaliteli ve 7$, akşam yemeği 4$, bira 1,2$. İki işletmenin arasında sadece bir köy var ama yürüyüş tam tamına bir saat sürüyor. Bu yürüyüş yolundan yürüyüp baobab ağaçlarını görmenizi tavsiye ediyorum.

malavi

Likoma Adası’ndan Cape Maclear’e eski ilala gemisi ile gittim. Daha önce okuduğum bloglarda bunun gerçek bir macera olduğu yazıyordu. Ben de 30 saatlik bu gemi yolculuğunda gemiye çadır açarak kendi maceramı yarattım.

http://www.malawitourism.com/assets_cm/files/pdf/ilala%20time%20table%20may%202015%20rev1.pdf

mal6

5) Cape Maclear

Cape Maclear, Milli Parkın hemen yanında bulunan yerleşim. Çalışmak için gittiğim ve ücretsiz konakladığım yer; Thumbi View Lodge. Thumbi Adası hemen karşına kurulmuş. Buranın en kötü tarafı atm ya da bankanın olmaması.

Cape Maclear’den Liwonde Milli parkına gidebilmek için önce Mangochi sonra Liwonde kasabalarına uğruyorsunuz. Yol özel araçla yaklaşık 4 saat sürüyor. Dolmuşla da maalesef yarım gün sürüyor.

Cape Maclear sonrası, bir diğer sırtçantalı destinasyonu olan Monkey Bay’e gidilebilir.

mal4

6) Liwonde Milli Parkı

Liwonde Milli Park alanı içinde konaklama biraz pahalı. Onun yerine kamp alanının hemen dışında Bushman ya da Liwonde Camp arasında kalıp, Liwonde Camp’da konaklıyoruz. Boaboa camp’ın yemekleri fix menü olduğu için Liwonde Camp’ı tercih ettim. Fiyatlar dolar üzerindeydi. 25$’a bot safari aldım. Bir de nehire girişte bir para istememelerine karşı, konakladığım yerde 10$ daha milli parka giriş ücreti ödedim.

Liwonde’dede bot safari yaptıktan sonra Mulanje dağına tırmanmaya karar verdik.Liwonde’den Blantyre’e dolmuş kişi başı 2500kw. Dolmuşlar Blantyre’e direk gitmiyor, Limbe’de dolmuş değiştirmeniz gerekiyor. Limbe’den Mulanje dolmuşlarına bindik ve 1200kw ödedik.

new-imajjge

 

7) Mt. Mulanje

Mulanje kasabasına varınca konaklama ve ardından rehber bulacağız, ertesi gün de dağa tırmanmak üzere yola çıkacağız zannediyorduk. Hiç kolay olmadı. Bu kasaba çok da turist çeken bir kasaba değil. Dolmuştan iner inmez her türlü insan üstünüze atlayıp sizi kazıklamak için uğraşıyor. Konaklamak istediğim 15 dakikalık uzaklıktaki Likhubula’ya gidebilmek için dolmuş 1000kw, taksi 4000kw, bisiklet taksiler ise 2 kişi çantalarla birlikte yaklaşık 2300 kw fiyat veriyor. Taksi tercih ediyorum ama taksici yerine benimle pazarlık yapan ve benim üzerimden taksiciden komisyon alan insanlara sinir oluyorum.

mulanje

Muhanje dağına çıkmak için internette rehbere gerek olmadığını okudum ama kasabada ulaşım ararken tabiki en az on rehber olduğunu iddia eden insanla konuşmak zorunda kaldık. Gerçekte tur rehberi olmayan ancak yolları bilen bir adam peşimize takıldı. Önceden okuduklarımıza dayanarak, normal fiyatın yarısı kadar fiyat verince, tur rehberimiz olma teklifini kabul ettik. O gece taksi tutup 4000kw ödeyerek konaklamak için dağın eteklerindeki kamp alanına gittik. Kişi başı kamp için 5$ ödedik. Bir günlük Mulanje dağına tırmanmak için 2 kişi günlük 8000kw ödedik. (Yani toplamda 6 saat gidiş, 5 saat dönüş 30$’a yakın.) Dağın üstünde yapacağınız konaklama için önceden ödeme yapmanız gerekiyor. Dağın ortasında 1980’lerde yapılan bir evde örümceklerle dolu dormlara kişi başı 8$ ödedik.

Yürüyüş sonrası bir gün de Mulanje kasabasında konaklamak istedik ve Mulanje View Lodge’da özel odaya 8000kw verdik.

 

8) Blantyre

Ertesi gün kapının önünden Limbe dolmuşuna, oradan da Blantyre dolmuşuna bindik. Blantyre’de Wanela House’da özel odaya yine 8000kw verdik. Blantyre, Malavi’nin kalanından çok daha gelişmiş bir şehir. Kips’de yemek yedik ve pizzaları ve tavuklarını tavsiye ediyorum.
Artık yavaş yavaş Malawi’yi terk etmek üzere Blantyre’dan, başkent Lilongwe’ye Axa otobüslerine bilet aldık. Axa otobüsleri, malawinin zenginlerinin kullandığı lüks otobüsler. Türk otobüs firmaları gibi ücretsiz yemek ve içecek servisi yapılıyor. 5 saat sürecek yolculuk için, kişi başı 9500kw ödedik. İsterseniz uçak biletleri de kişi başı 25$ idi.

9) Lilongwe

Malawi’yi terk edip Zambiyaya gitmeye karar verince, önce Lilongwe’den Mchinji dolmuşlarına bindik. Kişi başı 2000 kw ödedik. Bu dolmuşlar önce Mchinji kasabasına sonra Zambiya sınırına kadar gidiyor.

 

Yeme İçme Fiyatları

Avakado dünyada gördüğüm en düşük fiyat ile 100mw, 2 domates 200mw, bira olarak carlsberg içiyorlar küçüğü 400mw, günlük pişen Malawi ekmeği (mutlaka denemelisiniz!) 280mw, lokal restoranlarda yanında patates/pilav/ ugali(maze) ile tavuk 800mw, ünlü butterfish 1200mw, ananas 300mw.

 

Malavi harcama maliyetlerimi öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Evden Uzakta’yı Facebook, Instagram ve Youtube hesaplarından takip edebilirsiniz.

 

Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , .

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir