Hayatı Nasıl Hackleriz?

Hayatı hacklemek nedir önce onunla başlayayım. Hayat, aslında Einstein’ın savunduğu ‘her hangi bir nesnenin varlığı gibi, baktığınız yere ve baktığınız zamana göre değişen bir ilüzyon’dan farksız. Zaman, hareket hızınıza bağlı olarak, evrende değişik hızda hareket edebiliyor. Yani herkesin zaman kavramı, evrende bulunduğu yere göre değişiyor. Dahası, aynı yerde bulunan, aynı kişinin bile zamanı farklı algıladığı kanıtlandı. Zaman, sana ve bana göre değişiyorsa, ben zamanı yavaşlatmak ve ondan daha fazla zevk almak için ne yapabilirim onu yazacağım kendimce.

Biraz daha az bilimsel anlatmak gerekirse toplumun kölesi olmuş ve hayatından nefret eden bir insan yığını var. Günden güne çığ gibi büyüyor. İsterseniz bu yazıyı, günlük stresi azaltmaya ve gerçekten neyin önemli olduğunu anlamanıza yardımcı bir makale olarak da görebilirsiniz. Unutmayın, nereye giderseniz gidin, toplum yararına olmayan, bir şekilde birilerine zarar veren olaylar ve bu duruma isyan eden insanlar var. Hiç bir şey, kimse için güllük gülüstanlık değil. Önemli olan nokta, gördüğünüz, işittiğiniz olaylara verdiğiniz tepkiniz ile ölçülüyor. O yüzden Dünya’da olan bitene gözünü kapayan binlerce koyun varken, o koyunları güden yüzlerce yönetici ve bu koyun-yönetici ilişkisini bozup, mevcut düzeni değiştiren sadece onlarca lider bulunuyor.

Bana sorarsanız iş hayatının kapitalist bir oyun olduğunu anlayıp istifa edenler de, Dünya turuna çıkanlar da, istediği yere taşınanlar da, gönüllü olanlar da, ya da olduğu yerde mutlu olmasa da inadına gülenler de bu isyanın birer parçaları.

1) Olduğunuz Yerde Farklı Bakış Açıları Edinin

Hayatı güzelleştirmek ya da düşünce balonumuzu değiştirmek için bu sefer seyahat etmekten bahsetmeyeceğim. Olduğunuz yerde de farkındalığınızı değişterecek binlerce yol var. Okuduğunuz kitapları, izlediğiniz belgeselleri, amaca giden farklı yollar bulma konusunda ışık olarak kullanabilirsiniz. Bilgi, Dünya’daki en önemli şey. Ben, özellikle sanatsal, psikolojik ve sosyolojik alanlarda ne bulursam okuyorum, izliyorum.

Şu benim en sevdiğim sözlerden biri;

Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevmez.

Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir.

Oysa anlayan biri,  hem sever, hem fark eder, hem de görür.

Bir şeyde ne kadar çok bilgi varsa, o kadar büyük sevgi vardır.

Bütün meyvelerin çileklerle aynı zamanda olgunlaştığını zanneden biri, üzümleri hiç tanımıyor demektir.

2) İplerinizi Çözün

Bir yazar şöyle demişti: ‘Şu hayatı çok güzel yaşadım. Keşke bunu çok önceden anlayabilseydim.’ Hayatta bizden beklenen hep en iyisi olmak, hep en iyiyi almak, en iyiyle olmak, en iyi giyinmek, en iyi yerlere gitmek. Mi? Kontrol edin! Var sayıyoruz. Bizden beklenenle, bizim hayattan ne beklediğimizi anlamamız arasında büyük bir çizgi var. Özgürlükle mahkumiyeti birbirinden ayıran o ince çizgi gibi. Ben de kapitalist sisteme ilk adımım öncesi aldığım kurumsal eğitimlerde, değerli psikoloji hocam Didem Bayer’den öğrendiğim ve hayatımı değiştiren en güzel şey şuydu; ‘Varsayma, farzetme, zannetme’yi bitirdiğimizde hayatımızı daha özgür ve özgün yaşayabiliyoruz.

Kendini kabul eden, başkalarının düşüncelerinden kendine bir hapishane kurmamış, hayatta en çok yapmak istediği şeyi bulmuş, en sevmediği türde insanlardan uzaklaşmış insanlar, özgür ruhlardır. Onları metrelerce uzaktan fark edebilirsiniz. Onlar gülerler. Çok fazla gülerler. Adeta kanatlarının sesini duyarsınız. Her istediğini yapabilecek, her amacını gerçekleştirecek insanlardır. Çünkü onlar farkındadır. Onlar farkındalığı yüksek insanlardır. Onlar size rehber olmalıdır. Onlar doğadadırlar, doğayı yanlarına taşırlar, onlar yaratırlar, onlar yazarlar, onlar okurlar, onlar başkalarına yardım ederler, onlar beyazı ve sadeliği severler, onlar ışıkla oynarlar, güneşi takip ederler, çıplak ayakla dolaşırlar. Onların kuralları yoktur. Onlar andadır.

Sizi yere bağlayan ne ise bırakın gitsin. Kesin iplerinizi, uçun en uzağa!

3) Organik Tarım Yapın

Bahaneleri bırakın. Kendi yediklerinizi yetiştirebilmek için büyük bir bahçeye ihtiyacınız yok. Güneş gören her hangi bir balkon da işinizi görür. Her sabah sofraya oturmadan balkonunuzu ziyeret edin, onlarla konuşun, inanın bana hayata çok farklı bir pencereden bakmaya başlayacaksınız.

4) Daha Az Eşya ile Basit Hayat Yaşayın

Dünyayı kasıp kavuran akım, az – öz eşya nedense Türkiye’ye uğramamış gözüküyor. İnsanlar sadece bir yatak ve minder ile hayatlarını sadeleştiriyor. Çünkü Uzak Doğu’da insanlar çevrenin ruh sağlığını da etkilediğine inanıyorlar. Yani pis, dağınık ya da çok eşyalı bir evde ruh da boğuluyor ve kirleniyor. Kafanızdakiler dönüp dolanıyor, zamanı doğru kullanamamaya başlıyorsunuz.

Bir de diğer taraftan bakmak gerekirse, hayatı basitleştirmek kendinize yapabileceğiniz en iyi iyiliklerden. Karmaşadan, dramadan, çok düşünmekten kurtulun. Bir şey hoşunuza gitmediyse söyleyin, lafı dolandırmayın, bir şeyi istiyorsanız yürekten isteyin ve karşılaştığınız engellere gülüp geçin.

Türkiye’de artık aptal kutusuna dönen televizyondan da kurtulmak da yapabileceğiniz en güzel şeylerden biri tabi. Duygusal ve enerji durumunuzu neden bir elektronik alete bağlayasınız ki canım!

5) Daha Az Telefon Kullanıp Hırslarınızdan Kurtulun

Sosyal medya aldı başını gidiyor. Her gün yeni uygulamalar, yeni kolaylıklar çıkıyor. Bana göre bu hayatı sosyalleştirmekten çok asosyalleştirmek. Kaldı ki olayın sadece sahte takipçilere döndüğü, instagramın bile sahte takipçi satan şirketlere reklam vermesi, buna rağmen takipçi sayısı fazla olanın daha başarılıymış gibi algılanması çok komik. Bu bir döngü! İnsan eğer bu sahte başarı balonuna kendini kaptırırsa, hırslı ve dünyevi bir bireye dönüşmekten kendini alamıyor!

Afrika’da seyahat ederken inanın en çok özlediğim şey internetin her zaman olmayışıydı. Kafamı o kadar çok dinledim ki size anlatamam. 2017 yılı için aldığım kararla daha az sosyal medya kullanmaya başladım. Beni anlamak için Black Mirror’un 3. sezon birinci bölümünü (Nosedive) izlemenizi tavsiye ederim.

http://dizipub.com/black-mirror-3-sezon-1-bolum/

Daha az telefon başlığının altındaki amaç aslında şu; kendinizi sanal başarıdan ve hırstan uzaklaştırmak. Sanal ortamda gördüğünüz hiç bir şey doğru değil. O hep gülen kız aslında her zaman gülmüyor ya da para içinde yüzen biri aradığını bulmuş değil. Gerçek başarı kavramına, aslında entellektüel düzey artıkça ulaşılabiliyor. Yani hayatta istediği konuma, sahip olmak istediği paraya hala ulaşamayanlar, başarı tanımını ‘daha çok para, daha üst bir konum, daha çok takipçi’ olarak algılarken, bunlara çoktan ulaşmış insanlar ‘daha çok kişiye yardım etme, daha çok üretip, daha çok başkalarına yararlı olma’ olarak algılıyor. Başarıyla ilgili okuyabileceğiniz en güzel hikayelerden biri ‘Hope For The Flowers’. İngilizceniz varsa aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz. İngilizceniz yoksa ve anlamak isterseniz, haber edin, en yakın zamanda çevirisini yapmaya çalışacağım.

http://www.chinadevpeds.com/resources/Hope%20for%20the%20Flowers.pdf

6) Daha Çok Üretin

Benim ev yapımı mutluluk dediğim şey, sıcacık ekmek, taze reçeller, yoğurt ya da ne üretebilirsem. En çok hayalini kurduğum şey, kendime yetebildiğim ve ihtiyacım olan herşeyi kendimin üretebildiğim bir hayat. Biz Türk milleti olarak en çok yokluğunu çektiğim konu ise, kendimizi ifade edebileceğimiz sanatsal alanlara yönlendirilmememiz. O yüzden büyük duyguları olan, tehlikeli insanlarız. Üretmek öyle bir şey ki, kendinizi değerli ve yeterli hissettiriyor. Elektronik eşyalardan ve sosyal medyadan artırdığınız zamanı bir an önce, sanata ayırın. Boyayın, çizin, çekin, pişirin.. Bunun aslında biyolojik ve bilimsel olduğunu gösteren, benim 10 sene önce izlemiş olmayı istediğim videoya şuradan ulaşabilirsiniz.

Geri dönüşüm de, üretmenin bir çeşidi. Nedense Türkiye’de yapılmadığı için en çok sinirlendiğim konulardan biri. Kaldı ki çöp kutusunun yerini bulamayan ve sokağa çöp atan insana, plastikle kağıdı başka çöp kutularına at demek de tam bir aptallık olur! Nasıl geri dönüşüm yapılır yine en yakın zamanda yazacağım.

7) Daha Çok Meditasyon Yapın

Meditasyon ya da her hangi bir ibadet biçimi ile kendinize elektronik aletlerden uzak zamanlar yaratın. İster kendi başınıza evinizde yapın, ister ayahuasca ayinine katılın, kendi özünüze dönüp, anda kalmaya çalışın.

8) Daha Çok Beklemeden Verin

Hediye verin, gönüllü olun, birinin hayallerini gerçekleştirmesine katkıda bulunun. Üstelik bilimsel olarak, birine birşey verirken enerjimizin nasıl değiştiği kanıtlanmış.

9) Doğaya Dönün

Pencerinizi açtığınızda hala blok blok ev görüyorsanız, benim için bir iyilik yapıp, bir kaç hafta kamp alanlarına hapsedin kendinizi. Kendi yemeğinizi yapın, akşam olunca ateş yakın, iki metrekare yerde ne kadar zengin olabileceğinizi keşfedin. Eğer yalnız yapamam derseniz, kamp gruplarına katılın. Bu gruplarda meditasyon, yoga, sağlıklı yaşam, mandala gibi etkinlikler de öğrenebilirsiniz üstelik.

10) Pozitif İnsanlarla Yaşayın

Hayatta en önemli şeylerden birinin hep ‘community’ yani her alanda güvendiğiniz, size destek olan, yaratıcılığınızı ortaya çıkaran, ilham veren küçük gruplarımız olduğuna inanıyorum. O yüzden bu insanları hayat çemberinizden sakın çıkarmayın. Hayat dediğiniz şey, bu insanlar etraftayken hissettiklerinizden ibaret.

Evden Uzakta’yı Facebook, Instagram ve Youtube hesaplarından takip edebilirsiniz.

Tagged , , .

One Comment

  1. Senin yaşadıklarının ve duygularının bize aktarımını seviyorum.Bir satır bile atlayamıyorum.Senin takipçin olarak her yeni yazını sabırsızlıkla bekliyorum.Eline ve yüreğine sağlık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir