Vahşi Hayatla Araya Çit Koymayan Ülke; Botsvana

Botsvana, çölle, deltayla, tuz yatakları ile dolu, yapmak isteyeceğiniz herşeyi bulabileceğiniz bir Afrika ülkesi. Yakınlığı ve parasal olarak karşılabilirliği açısından genelde Güney Afrika Cumhuriyeti vatandaşlarının turizm için tercih ettiği bir yer. Afrika’nın diğer ülkelerine kıyasla kesinlikle daha pahalı.

Botsvana, gelişmiş, herkesin kurallara uyduğu bir ülke. Suç oranı çok düşük. Sırt çantalı destinasyonu üzerinde bulunmuyor. Dolayınla fiyatlar diğer Afrika ülkelerine göre daha pahalı. Komşusu Zambiya’dan daha modern. Yine heryerde alışveriş merkezleri var. Doğaya çok önem veriyorlar. İnsanları kazıklama gibi dertleri yok. Karşılaştığım herkes ama herkes dürüst ve içten çıkıyor.

İlgini çeken şeylerden bir diğeri Botsvana’da milli parklar çevresinde hiç çit olmaması. Neyseki yol boyunca sürücüler çok dikkatli, 100 metre ilerdeki hayvan için hızların 30km’ye düşürüyorlar.

Botsvana, İngiltere tarafından korunan bir ülkeyken, bağımsızlığını 1966’da çok kolay bir şekilde kazanıyor. Çünkü İngiltere için Botsvana değerli hiç bir şeyi olmayan bir ülkeden farksız. Fakat işler İngiltere’nin sandığı gibi çıkmıyor ve bağımsızlıktan tam bir yıl sonra ülkede elmas madenleri bulunuyor. Dolayısıyla da milli gelir belli bir düzeyde artıyor.

Başkenti Gaborone. Resmi dili İngilizce ve Setswana. Setswana’da duyduğum en yaygın kelime; Şapşap. Bye bye anlamında kullanılıyor. Yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip, yönetim şekli cumhuriyet, para birimi pula. Priz olarak Güney Afrika priz yapısını kullanıyorlar.

Bayrakları mavi üstüne siyah çizgi. Siyah yurtlarında bulunan farklı ırkların birbirine saygısını, mavi ise geçimlerini sağlayan su anlamına geliyor. Para birimleri pula da kendi dillerinde yağmur anlamına geliyor.

Botsvana, Güney Afrika gibi beyaz Botsvanalıların fazla olduğu bir ülke.

Gaborone, Francistown, Ghanzi, Kasane, Maun, Nata, Gweta, Kanye, Tsabong olmak üzere sadece 9 şehre sahip.

Ekonomisi; turizm ve pırlanta madenlerine dayalı.

Dünyadaki en çok bushman (San halkı) nüfusu Botsvana’da bulunuyor. Bu sözcükle ilk karşılaştığımda ne demek olduğu hakkında hiç bir fikrim yoktu. Daha sonra öğrendim ki bu, yıllar önce Afrika’ya gelen kolonistlerin, siyahları tanımlamak için kullandığı bir sözcük ve Flamanca “Bossiesman sözcüğünden geliyor. Anlamı ise kanunsuz! Bu halk, doğada yaşayan kısa boylu yerlilerden oluşuyor. San halkının yeryüzündeki en eski halklardan biri olduğu düşünülüyor. Bugünkü Sanlar ise Namibya, Botsvana ve Güney Afrika’da yaşamakta. Şuanki durumları ise Avustralya aborjinlerinden farksız olarak gerçek dünyaya adaptasyonla geçmekte.

 * Bu fotoğraf bana ait değildir.

Ülkede yaygın 3 telefon şirketi var; Orange(çok kötü), Bemobile, Mascom. Hepsi birbirinden kötü! Düzgün bir internet ülkenin hiç bir yerinde bulunmuyor. Nedeni de nüfusunun 2 milyon olmasından dolayı, parasal olarak karşılayamamaları.

Vize

Ülkeye girişte her hangi bir ücret ödemeden damgamızı aldık.

Girişte sarı kartımızı sordular. Kongo, Gine, Nijerya, Liberya, Leona’da bulunmuş kişileri ülkeye almıyorlarmış.

Bir de çok ilginç; her şehir ve ülke giriş çıkışında dezenfekte sulardan geçmek zorundasınız. Yanınızda başka ayakkabı varsa onlarla da o kutsal sudan geçmeniz isteniyor:) Çocukken asgari havuza giderdik, havuza gitmeden de aynı kutsal su uygulaması vardı, aklıma o geldi:))

Ulaşım

Şehir içinde dolmuş taksiler kullanılıyor. Şehirler arasında ise yaklaşık saat başı 2$’a gelecek şekilde ücretli büyük otobüsler ve dolmuşlar işliyor.

Eğer siz de toplu taşıma araçları kullananlardansanız, aman dikkat pazar günleri sık araç olmuyor.

Uçakla gelmek isterseniz Gaborone ve Maun uluslararası havaalanlarına sahip. Türkiye’den direk geliş ise maalesef bulunmuyor.

1999’dan beri Güney Afrika ile, 2006’dan beri de Bulawayo, Zimbabwe ile aralarında tren hattı bulunuyor.

Viktorya Şelaleleri/ Zimbabwe- Kasane, Windhoek/ Namibya- Chobe Milli Parkı ya da Maun ve Johannesburg- Gaboron arası otobüsler işliyor. Seabalo en ünlü otobüs şirketleri.

Botsvana; otostop çekmek için çok güvenli bir ülke. Tek problem büyük şehirler dışında trafik olmadığı için araçlar çok hızlı gidiyor ve sizleri görmeleri bile zorlaşıyor.

Gidilebilecek Yerler;

* Okavango Deltası (Deltanın bir kısmı da Moremi Milli Parkı)

Burası dünyanın denize açılmayan en büyük deltası. Önce Maun’a gitmek gerekiyor. Kalınabilecek en iyi yer Old House. Yağışlı sezonda çok fazla hayvan çeşidi görülmüyor. Yapılacak en iyi şey; kayak.

 

* Kalahari Çölü

* Chobe Milli Parkı

* Kgalagadi Transfrontier Park

* Nxai Pan Milli Parkı

* Makgadikgadi Pan Milli Parkı

* Northern Tuli Game Reservi

* Khama Rhino Sanctuary

 botsvana-rotasi-nilay-kahyaoglu

Benim Rotam;

1) Kasane

Zambiya sınırından Botswanaya kolayca geçip, Kasane(kasani diye okunuyor)’ye geldik. Chobe milli parkına gitmek için burada konaklamanız gerekiyor. Biz daha önce okuduğumuz en ucuz yer olan Thebe kamp alanında kişi başı 10$ vererek konakladık. Yerel booking.com sitesi olan Jovago’dan haberi olmayan Amerikalı arkadaşımız ise bulabildiği en ucuz yer olan The Old House’da 80$ vererek konakladı. Fiyatlar Botswana’da inanılmaz uçuk. Eğer konaklama işini son ana bırakırsanız kişi başı 150$ gibi yüksek rakamlar ödemek zorunda kalabilirsiniz.

 

Ertesi gün arkadaşımın Armbush Tur şirketi ile görüşmesi sonucu konaklamalı safariyi 250$’dan 160$’a indiriyoruz. Sizin de yolunuz Chobe’den geçerse anlaştığımız kişinin adı Lucky. Biz konaklamayı gereksiz bulsak da Chobe Milli parkı fil nüfusunun çokluğu için görülmeli.

 botsvana-safari

Kaldığımız kamp alanı Thebe’nin sahibi ile tanışıyoruz ve bize sadece milli park girişini ödeyerek bedava bot turu teklif ediyor. 35$’lık tura 7$ (70pula) veriyoruz. Neyseki çok ödemiyoruz çünkü hava soğuk ve yağışlı olduğu için çok fazla hayvan görmüyoruz. Yine de Chobe Nehri’nde yavaş yavaş içeceklerimizi içerek hayvanları izlemek çok keyifli.

Botswana’da safari yapmak maalesef Kenya Masai Mara’nın yanına yaklaşamıyor. Afrika’da Safari hakkında daha çok bilgi edinmek isterseniz ‘Masai Mara’da Safari‘ yazımı okuyabilirsiniz.

 botsvana-chobe

2) Nata

Nata; çok küçük bir şehir. Hatta nasıl şehir olmuş anlamış değilim, bana sorarsanız sadece küçük bir kasabadan farksız. Biz Nata’ya 20km uzaklıkta Elephants Sand Kamp alanında kaldık. Hatta Nata’ya gelmemizin tek nedeni de bu kamp alanı. Çünkü burayı yolda karşılaştığımız birçok kişiden defalarca kez duyduk. Kamp alanına vardığımda gözlerime inanamadım. Belki 50-60 fil her gün buraya, kamp alanı sahiplerinin bıraktığı suyu içmek için geliyor. Chobe Milli parkında dünya para verip kamp alanında hiçbir şey göremediğim için inanılmaz pişman oluyorum. Bu kamp alanında 9$ vererek vahşi hayatın içine düşüyorum. Filler biz uyurken çadırımızın yanından geçip sulak alana gidiyor. Kamp alanının sahipleri ile sohbetimizde filleri her gün 1000m3 su ile beslediklerini öğreniyorum. Kimi zamanda aslanlar, yabani köpekler müşterilerin oturduğu ortak alana atladığı olmuş. Tüm hayvanların kesinlikle tehlikesiz olduğunu savunuyorlar. Bunu duyduğum iyi oldu çünkü kaldığım 2 gün boyunca fillerden biri çadırımı ezip geçecek de beni kağıt gibi yapacak diye uyuyamamıştım.

 botsvana-fil-cenneti

Bu kamp alanı iyi hoş da en kötü tarafı yemek fiyatları. Çünkü fix tarife uygulamaları var. Akşam yemeği 14$, öğle yemeği 8$. Buraya gelmeden mutlaka ama mutlaka markete uğrayıp, kamp alanında kendi yemeğinizi kendiniz pişirmelisiniz.

Bu kamp alanında, Botsvana’da bulunan çoğu konaklamada olduğu gibi ücretsiz servisi bulunuyor. Nata’ya gidişte ve gelişte bu servisi kullanabilirsiniz.

elephant-sand

3) Makgadikgadi Salt Pan and Bird Sanctuary

Daha sonra bu kamp alanını bırakıp tuz gölü ve kuş cennetini görmeye Nata Lodge’a gidiyoruz. Çünkü bu tuz yatağı dünyanın en büyüğü ve kaçırmak istemiyoruz. Buraya gitmemiz de olaylı! Bizi yolda bırakamayan kamp alanı arabası, yoldan Nata’ya giden birini çeviriyor. Bir kamyonetin arkasında 2 polisle beraber bir saat boyunca para ödemeden gidiyoruz. Polisler bize bütçemizi soruyor ve aylık 600$ civarı olduğuna inanamıyor. Öğrendiğime göre Afrikalılar para biriktiremiyor.

 

Bu çevrede gidilebilecek bir diğer yer; Kubu adası. Araç kiralarsanız buraya gitmeyi de unutmayın.

Nata Lodge’u terk ederken önce Nata’ya sonra dolmuşla Francistown’a gitmemiz, Fransiztown’dan da büyük otobüslere binmemiz gerekiyor. Yani tüm gün sürecek işkenceli bir yolculuk bizi bekliyordu. O gün o kadar yorgundum ki bir çıksa da Francistown’a direk gitsek diye resmen içimden dua ediyordum. Lodge’u terkederken bir taksi ben de Gaborone’a gidiyorum, gelin sizi otobüs bileti fiyatına götüreyim dedi. Aman Allahım mutluluk bu olmalı!

4) Francistown

Nata Francistown arası 180 km yaklaşık 3 saat sürüyor. Francistown ve başkent Gaborone arası diğer 5 saat sürüyor. Francistown, Natanın 5,6 katı büyüklüğünde başka bir şehir.

Otobüs durağının hemen karşısında alışveriş merkezi bulunuyor.(Nswazwi mall)

5) Gaborone

Namibya sınırına o kadar yaklaşmışken, tekrar tüm Botsvana’nın en altına kadar inmemizin nedeni, Namibya’nın gelmeden önce Türk vatandaşlarından vize istemesiydi. Botsvana’da başvuracak bir konsolosluk olmadığı için, Güney Afrika’ya geçmek zorunda kaldık.

Başkent Gabarone’da konaklama pahalı. Fiyatlar 30$’dan başlıyor. Çünkü Botsvana sırt çantalı destinasyonu olmadığı için çok fazla hostel bulunmuyor. Biz Paddock otelde kalıp, oda başı 35$ ödedik. Aslında Afrika’da konaklama için en iyi adres olan jovago’ya baktık ama fiyatlar çok yüksekti. Biz de taksi şoförümüzün önerisiyle bu otele geldik. Otelin çok yakınında Riverwalk mall bulunuyor. Yürüyerek gidilebilir ama ana cadde olduğu için yoldan geçen dolmuşlara bir kaç pula vermek daha iyi olur diye düşündük. Buradaki Simply Asia restoranında yemenizi şiddetle öneriyorum.

Bu alışveriş merkezinin bulunduğu ana yol boyunca Oasis Inn, Oasis motel, Cactus otel gibi konaklama seçenekleri bulunuyor. Yani bütçeniz fazlaysa nerede kalacağım diye dert etmenize gerek yok.

Şehirde ilgimi çeken tek şey; Afrika’da gördüğüm ilk çocuk oyun parkı olmasıydı!

Gaborone’u terk ederken otelimizden 50 pula vererek taksi ile otobüs terminaline gidiyoruz. Maalesef büyük otobüslerin buradan işlemediğini öğrenip, küçük dolmuşlara kişi başı 200 pula vererek Botsvana’yı terk ediyoruz.

Yeme İçme

Geleneksel yemekleri braai yani barbekü. Yerel biraları St.louis. Suları en azından ağız çalkalamak için güvenli.

 

Büyük şehirlerde çok güzel fast food restoranları ve uluslararası mutfaklar bulunuyor. Benim favorim Wimpy.

Barcelos süper tavuk ürünleri satan bir yer. Diğer bir tavuk restoranı olan Hungry leon’unun yanına bile yaklaşmayın.

Zambiyadaki shoprite, pick and pay alışveriş merkezleri burda da bulunmakta.

Dikkat;

Chobe Milli Parkı ve Okavango Deltası sıtma için tehlikeli alanlar. Üstelik Botsvana’nın sivri sinekleri inanılmaz agresif. Sizi pantolununuzun üstünden bile ısırabiliyorlar.

Botswana’yı daha iyi tanıyabilmek için izle;

Tanrılar çıldırmış olmalı!

Botsvana maliyetleri için buraya tıklayabilirsiniz.

Evden Uzakta’yı Facebook, Instagram ve Youtube hesaplarından takip edebilirsiniz.
Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , .

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir